Sigorta Sektöründe 2025 Yılı Nasıl Geçti? – Uğur Gülen
“Geride bıraktığımız 2025 yılını sigorta sektör paydaşı olarak nasıl değerlendiriyorsunuz? Sektör 2025 yılında hangi konularda yara alırken hangi konularda güçlendi? 2026 yılına dair beklentileriniz nelerdir?” sorusunu sorduğumuz Türkiye Sigorta Birliği Başkanı Uğur Gülen yanıtladı.
Soru: Geride bıraktığımız 2025 yılını sigorta sektör paydaşı olarak nasıl değerlendiriyorsunuz? Sektör 2025 yılında hangi konularda yara alırken hangi konularda güçlendi? 2026 yılına dair beklentileriniz nelerdir?
Küresel ekonomide dengelerin yeniden şekillendiği, risklerin çok boyutlu hale geldiği bir dönemden geçiyoruz. Jeopolitik gerilimler, iklim değişikliğinin maliyetleri, tedarik zincirlerindeki kırılganlık ve hızlı dijital dönüşüm; risk kavramını hem daha karmaşık hem de ekonomik sürdürülebilirliğin merkezinde konumlanan bir unsur haline getirdi. Bu tablo, sigorta sektörünü yalnızca bir poliçe sağlayıcısı olmaktan çıkarıp, ekonomik istikrarın sigortası haline dönüştürmüştür.
Sektörümüzün 2025 yılının 11 ayında sergilediği güçlü performans da bu dönüşümün açık bir göstergesi oldu. Prim üretimimiz 1 trilyon TL’yi aşarken, toplam aktiflerimiz 81.6 milyar dolara geldi. 2025 yıl sonu itibarıyla, primde 1,2 trilyon TL, BES’te ise 2.1 trilyon TL fon büyüklüğü ve 18 milyon katılımcı hedeflerinin yakalanmasını bekliyoruz. Bu güçlü tablo, sigorta ve BES sisteminin finansal mimarideki yerini daha da pekiştirmiştir.
2026 yılı, sigorta sektörünün risk yönetimi, dijital dönüşüm ve sürdürülebilirlik ekseninde önemli bir sıçrama yılı olmaya adaydır. Artan risk bilinci, büyüyen işletme yapısı ve teknolojinin hızla gelişmesi; yangın, deprem, sağlık ve iş sürekliliği teminatlarına yönelik talebi artırarak sektörün etki alanını genişletmektedir. Sağlık sigortalarında ise 1 Ocak 2026 itibariyle uygulamaya başlanacak düzenlemenin olumlu etkisi, bunun yanında veri paylaşımı ve tele-sağlık uygulamalarının yaygınlaşması hem hizmet çeşitliliğini hem de erişilebilirliği önemli ölçüde yükseltmektedir.
Bu tabloda sektörün karşı karşıya olduğu başlıca riskler ise; sağlık enflasyonu, tıbbi teknoloji maliyetlerindeki artış, katastrofik olayların çoğalması, eksik değerleme sorunları ve düşük sigortalılık oranlarıdır. Reasürans piyasalarında kapasitenin iyileşmesi, fiyatlamanın dengelenmesi ve risk transferinin daha öngörülebilir hale gelmesi sektör açısından olumlu bir görünüm yaratmaktadır.
Tarım, mühendislik ve nakliyat sigortalarında küresel daralmalara rağmen artan farkındalık ve kamu yatırımları toparlanmayı desteklemektedir. Ticari alacak sigortasında tahsilat risklerinin artması ve DDAS’ın genişlemesi, 2026 yılını stratejik büyüme açısından kritik hale getirmektedir. İklim değişikliğine bağlı parametrik ürünler ve sürdürülebilirlik odaklı teminat modelleri de inovasyonun odağında yer almaya devam edecektir.
2026 hedeflerimiz arasında sürdürülebilir ve dengeli büyüme, sağlık ve tamamlayıcı sağlık sigortalarında güçlü bir ivme, bireysel segmentte daha geniş kitlelere erişim ve elektrikli–otonom araçlara uygun yeni ürün tasarımları bulunmaktadır. Trafik branşında enflasyonun yavaşlamasıyla hasar maliyetlerinin dengelenmesi ve motorlu bisikletlerin zorunlu kapsama alınması, pazarın genişlemesine katkı sağlayacaktır. Katılım sigortacılığı ise yeni düzenlemelerin etkisiyle büyümesini sürdürecektir.
Bu dönemde sektörün mali sağlamlığını güçlendiren en önemli unsurlardan biri de sermaye yapısı olacaktır. SEDDK’nın hayata geçirdiği düzenlemeler sayesinde sektörün sermaye yeterlilik rasyosu çok daha güven veren seviyelere çıkacak, özkaynak yapısı daha da güçlenecektir.
Prim üretiminde de güçlü bir büyüme hedefi ortaya konmuştur. 2025 yıl sonunda 1 trilyon 200 milyar TL’yi aşması beklenen prim üretimini, 2026 yılında 2 trilyon TL’ye yaklaştırmak sektörün temel hedefidir.
Hayat branşında ise yatırım fonlu sigortalar, 2026 yılı için en stratejik ürünlerden biri olarak konumlanmaktadır. Hedefimiz, yatırım fonlu sigortalar ile hayat sigortacılığında yeni bir dönemi başlatmak ve bu alandaki potansiyeli daha geniş bir müşteri kitlesine yaymaktır.
Finansal raporlama tarafında ise IFRS17 önemli bir dönüşüm yaratmaktadır. Şirketlerimizin yükümlülüklerini çok daha doğru ölçmesini sağlayan bu standart kapsamında, geliştirilen finansal tabloların olgunluk seviyesi giderek yükselmektedir. Beklentimiz, 2026 yılında gerekli kanuni düzenlemelerin tamamlanarak IFRS4 temelli tabloların yerine IFRS17 bazlı finansal tabloların geçmesi ve sektörün uluslararası kalite standartlarında raporlama yapmaya başlamasıdır.
Emeklilik alanında ise Bireysel Emeklilik Sistemi büyümesini rekorlarla sürdürmektedir. Gönüllü BES’te katılımcı sayısının 10 milyonu aşması, OKS ile birlikte toplam katılımcı sayısının 18 milyona ulaşması ve fon büyüklüğünün 2 trilyon TL’yi geçmesi sistemin gücünü ortaya koymuştur. Değişen demografik yapı ve artan yaşam beklentisi doğrultusunda Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) 2026’nın en kritik gündemlerinden biri olacaktır. TES’in hayata geçmesiyle tasarrufların tabana yayılması ve ek emeklilik geliriyle yaşam standartlarının korunması hedeflenmektedir.
BES tarafında fon çeşitliliğinin artırılması, kısmi ödeme koşullarının yeni alanlarla genişletilmesi, finansal okuryazarlığı destekleyen uygulamalar ve 18 yaş altı katılımcı segmentindeki güçlü ivmenin sürmesi beklenmektedir. Mevcut trendler doğrultusunda, TES hariç tutulduğunda, 2026 sonunda BES + OKS toplam katılımcı sayısının 20 milyona, devlet katkısı dahil fon büyüklüğünün ise 3 trilyon TL’ye ulaşması öngörülmektedir.
Ancak 2026’yı sadece kısa vadeli bir dönem olarak görmüyoruz. Uzun süredir çalıştığımız 2030 vizyonumuz, sektörün geleceğini şekillendiren ana çerçeveyi oluşturuyor. Bu vizyonun temelini “daha kapsayıcı, daha dijital, daha dayanıklı” bir sigortacılık ekosistemi oluşturuyor.
Uğur Gülen
Türkiye Sigorta Birliği Başkanı