Acenteler Gözüyle Sigortacılık – Selva Eren

“Acenteler Gözüyle Sigortacılık” toplantısında konuşma yapan Türk Reasürans Genel Müdürü Selva Eren’in açıklamaları haberin devamında…

Acenteler Gözüyle Sigortacılık – Selva Eren

Yayınlanma Tarihi : 5 Haziran 2023

Türk Reasürans Genel Müdürü Selva Eren, dört sene önce kurulan Türk Reasürans olarak çok genç bir şirket olduklarını buna rağmen çok kısa sürede büyük sorumluluklar aldıklarını belirterek başladığı konuşmasına, 2009 yılında DASK kurumunu devraldıklarında 9.8 milyon poliçe olduğunu iki buçuk yılda bu poliçe sayısının 12 milyon poliçeye çıktığını fakat yeterli olmadığını düşündüklerini, DASK fonlarını 10 milyar, toplam reasürans koruması ile beraber 25 milyar koruma ile devraldıklarını belirtti. DASK’ın yöneticiliğinin bir reasürans şirketine verilmesiyle, yapılmış olan en önemli hamlenin bu korumayı arttırarak 117 milyon TL’ye ulaştırdıklarını ekledi. Ankara’da DASK Olağan Üstü Yönetim Merkezi’ni kurarak deprem anında çok büyük katkısını gördüklerini söyledi. Şu anda tüm operasyonu Ankara merkezden yönettiklerini ekleyen Eren, veri merkezlerini de deprem olasılığı daha düşük il olan Ankara’ya taşıdıklarını, 25 Kasım itibarı ile de teminatları iki katına çıkarttıklarını yineledi.

“Evet teminatları arttırabiliriz, hiç şüphesiz arttırabiliriz ama ne lazım? Para lazım. Yani fonda o hasarı ödeyebilecek yeterlilikte paramızın olması lazım. Bunun için de poliçe adedinin artması lazım. Yahut eğer paramız yetmezse de bunun karşılığında bir reasürans koruması almamız lazım. Dolayısıyla da evet biz bu teminatları iki milyon üç milyon da yapabiliriz. Ama bunun karşılığında bir hasar olduğu anda çıkarıp vatandaşa o parayı ödeyebileceğiniz bir paramızın olması gerekiyor. Bunun için de bu reasürans korumasının da bir maliyeti var. Eğer fonda yeterince paramız yoksa bu maliyeti ödemek durumundayız ve dolayısıyla riski yurtdışına devrettiğimizde global reasürörlere hem bunun maliyetine ödüyor oluyoruz hem de ciddi bir prim yurtdışına göndermiş oluyoruz.

Tabi sadece bu bakış açısıyla değil aynı zamanda da siz acente arkadaşlarımızın poliçeleri satmakta ve pazarlamada büyük bir problem yaşayacağı bir duruma gelecek. Çünkü bu poliçe primleri on bin lira, on iki bin lira. Hiç kimse zorunlu bir poliçeye bu rakamları vermek istemeyecektir. Dolayısıyla biz her zaman DASK’ı baz bir teminat olarak görüyoruz. Bunun üzerindeki teminatı da sigorta şirketlerimizin konut poliçelerinden temin etmeleri yönünde vatandaşlarımıza bu anlamda bir yönlendirme yapıyoruz. Sadece bununla da kalmadık ama yine hala bu rahatsızlığın devam ettiğini bildiğimiz için yine döndük bakanlığımızda konuştuk. Bakanımızla da görüştüğümüzde kendisiyle de yapmış olduğumuz istişareler neticesinde önümüzdeki dönemde teminatlar da yeniden bir artışa gidip en azından bir seneliğine bu artışı bakanlığımızın karşılaması ve ondan sonraki senelerde artık o teminat üzerinden ilerlenir ve vatandaşlarımızın artık sonraki yıllarda bu şekilde bir prim ödemesi ve teminat artışıyla beraber memnuniyetlerini sağlamaya çalışacağız.” dedi.

DASK’ın doğal afet sigortası olduğu halde sadece depremi kapsadığını bu konu ile ilgili Mart ayından beri çalışmaları olduğunu ve bu çalışmaların sonuçlandığını belirten Selva Eren, ilerleyen günlerde SEDDK Başkanının da desteği ile DASK’ın tam anlamıyla bir afet sigortasına dönüşeceğini akla gelebilecek tüm aslında afetleri içeren çok kapsamlı bir poliçe olacağının müjdesini verdi. Türk Reasürans olarak bir modelleme platformu adı altında bir platform çalışmalarından da bahseden Türk Reasürans Genel Müdürü,

“Sigorta şirketleri ve reasürans şirketleri dünyada her sene risklerini, portföylerini modelleyerek bu modelleme sonuçlarına göre o portföyün alacağı büyük bir deprem anındaki finansal kaybı hesaplarlar. Bu finansal kayba göre de risklerini globaldeki reasürörlere devrederler. Bunun iki tane örneği var. Üçüncü örneği de bizim şirketimizin yaptığı, yaklaşık iki senedir üzerinde çalıştığımız bir platform. Bu platform bize bu büyük deprem afetinde 48 saat içerisinde on bir ile etkileyen aslında DASK’ın yönetici şirketi olarak 19 tane ilden sürekli ihbar alıyoruz. Bu mali kaybı 48 saat içerisinde hesaplayabilmek. Yani bu global modelleme platformları bir buçuk iki milyar TL gibi bir mali kayıp öngörürken biz bunun zaten 30 milyar TL (DASK) için söylüyorum bir kayıp olduğunu 48 saat içinde planlamıştık, biliyorduk. Ve bu bize ne yaptı? Nakit akışı mızı çok doğru yönetmemiz sağladı. Yani bizim sadece elimizdeki fondan vatandaşlara ödeyeceğimiz paranın dışında reasürörlerden de alacağımız paraların hangi aralıkta, ne şekilde, nasıl tahsil edilmeli ki onlara nasıl bu paraları hangi düzenek çerçevesinde vatandaşımıza aktaracağımız organizasyonunu yapmamızı sağladı. Bu tabii ki çok kıymetli bir şey ve her şeyden önce bizim modelleme platformumuz ülkemizin gerçek bina yapı stoğumuza uygun bir şekilde bu modelleme platformu sonuç veriyor. Dolayısıyla doğru sonucu o sebeple veriyor ve bunun dışında da biz gerçek depremlerden deprem üreterek, sanal depremlerden üretmeyerek sonuca ulaşıyoruz.” açıklamalarını yaptı.

Türk sigorta sektörünün branşlar toplamı toplam ödemesinin 19 milyar TL bir hasar ödemesi olduğunu Türk Reasürans olarak gün itibarıyla sadece konut için 26 milyar TL gibi bir hasar ödediklerini ve bu rakamın 28 – 29 milyar TL’ye çıkacağını belirtti. 26 milyar TL’nin yaklaşık 24 milyar TL’sinin vatandaşlar tarafından tahsil edildiğini ekleyen Eren,

Eksik evrak dışındaki orta, ağır ve pert dosyalarının hepsinin ödendiğini hafif hasarlı olanlarda ise vatandaşların itiraz ettiklerini bunun neticesinde eksper gönderildiği ve üzerini tamamladıklarını söyleyen Selva Eren, itiraz edilen hasarların birçoğuna bakıldığı zaman küçük metrekare ile kesilen poliçelerden kaynaklı olduğunu ama bununla ilgili de takım değişiklikler olacağının söyledi. Netice itibarıyla eksik evraklı yetmiş bin tane dosyanın var olduğunu belirtti.

“Biz şu anda her gün yaklaşık ödeme bekleyen bir yirmi bin dosyayla devam ediyoruz. Başlangıçta söylediğimiz gibi 30 Nisan’da bitireceğiz dediğimizde dört yüz kırk küsür bin dosyamız vardı ki ve bitirdik. Netice itibarıyla bugün Hatay’ımıza yaklaşık 8 milyar, Malatya’ya 6 milyar, Kahramanmaraş’a 4 milyar, Adıyaman’a da 2,5 milyar gibi bir rakamdan bahsediyoruz. Bunun dışında da tabi diğer illerimize ve toplamda 26 milyarı geçti. Birinci günü itibarıyla bölgeye intikal ettik. Bunların hepsi güzel şeyler ama süreç içerisinde çok şey oldu.

Şimdi tabii insanın yaşadığı, yaşadığı zorlukları hiç kimse anlamadı. Çünkü biz çok proaktif bir şirketiz. Çok proaktif olduğumuz için o süreçte yaşadığımız her soruna saniyesinde bir çözüm bulduk. Kimse belki anlamadı.

Bunlardan en önemlilerinden bir tanesi aracılarımızın yanlış girdiği bilgiler. Ama bunlarla ilgili de hep şöyle baktık acentelerimiz yanlış girmişler. Birilerini suçlamak değil asla bunu yapmadık. Buna nasıl çözüm buluruz da baktık. Çünkü onların da kendi sebepleri vardı. Çünkü sigorta şirketlerinin dijitalleşmesi, portföy haklarının olmaması sebebiyle birtakım şeylerden kendi telefon numaralarını girmişler ve bunun sebebiyle de birçok vatandaşımıza ödeme yaptığımızda telefon numaralarına gönderdiğimiz şifreler dahi ulaşmadı. Ama ona da bir çözüm bulduk. Yine e-devlet de organize olduk. Hemen küçük bir yazılım yazdık. 2 gün içerisinde öyle bir operasyona getirdik ki şu anda herkes parasını tıkır tıkır alıyor. Ama şunu gördük. Bizim yanlış telefon poliçe üzerinde yanlış bilgi girme mevzuunu çözmemiz gerekiyor.

Ben sadece günlük 100 ile 130 tane vatandaşla konuşuyorum. Benim telefonum tüm bölgede, Malatya’da Antakya’da herkes beni günlük arıyorlar. Elimizden ne geliyorsa inanılmaz derecede vatandaşlarımıza destek olmaya da devam ediyoruz. “ diyerek sözlerine bölgede emlakçıların bile poliçe kestiğini metrekarelerin yanlış girildiğini ifade etti. Yanlış girilen metrekarelere de çözüm bulduklarını şu sözler ile ifade etti;

 

“Bir çare bulup en azından 40 metrekare ve üzerindekileri 100 metrekareye tamamlayıp vatandaşlarımıza, 40 metrekarenin altında kalan vatandaşlarımıza da yine aynı şekilde bedel üzerinden yüzde 40’ını ödeme gibi bir aksiyon aldık. Ama şu anda şunu yapıyoruz. Yeni poliçe hiç kimse artık 40 metrekarenin altında kesmiyor.

Hiçbir şekilde yeni poliçe üretimi yok. Bunun dışında da dedik ki gerçekten bu beyan usulünden artık vazgeçmemiz gerekiyor. Beyan usulü zaten bize çok büyük bir zorluk çıkardı. Ama şöyle bir durum var. 2014 senesine kadar nüfus ve vatandaşlık dediğimiz bir genel müdürlüğümüz var. Burada tapu verileri dijital olarak var. 2014 ve sonrası var. Bu da bizim toplam portföyümüzün yüzde 40’ını oluşturuyor. Şu anda entegrasyon çalışmasını yapıyoruz. Bunu yaptığımız vakit artık biz beyan esaslı mevzudan kurtulacağız. Böylece acentelerimizde artık hem beyan esasından kurtulup hem gerçek değerden ve bedeller üzerinden 50 liralık poliçe, 20 liralık, 30 liralık poliçe yapmayacak. Hem primi daha yüksek olacak hem de acentelerimizin komisyon oranlarını yeniden değerlendiriyor olacağız. Çünkü amacımız ne kadar çok poliçe ne kadar çok havuzda biriken prim, o zaman o kadar çok reasürans devredilen para ve bu az devredildiğinde ben bu parayı artık acente hem de paylaşabileceğim. Ben acente diyorum çünkü bu dönemde bize en çok acenteler destek oldular, sahada sözcümüz oldular, her şeyimiz oldular. Vatandaşlarımıza hep bize anlatmak için uğraştılar ve çok zor zamanlar geçirmelerine rağmen ben hepsine ayrı ayrı aynı zamanda teşekkür ediyorum.” diyerek sigorta acentelerinin önemini vurguladı.

“Sigorta şirketlerimiz ile yakın bir zamanda bir görüşme yapacağız ve burada artık sarih, birbirimizden kaçmadan, böyle yuvarlak kelimeler kullanmadan etrafından dolanma dan 30 kişi bir toplantı yapıp herkesin sessiz kaldığı bir dünya olmadan herkes niyetini ortaya koyacak, ne istediğini koyacak. Ondan sonra hep beraber biz bu sorunları çözeceğiz. Yoksa sektör bu büyüdü, şu kadar büyüdü, böyle büyüdü çok ciddi sorunlarımız var bizim. Ve acentelerimizin de desteğiyle çözeceğimizi inanıyorum. Bu anlamda da bu bizim için çok önemli. “diyerek sözlerine devam eden Türk Reasürans Genel Müdür Selva Eren

“DASK olarak bölge müdürlükleri kuracağız. Neden Burada çok büyük bir faydasını gördük. Şimdi biz sürekli bölgedeyiz, orada arkadaşlarımız var, işte sen bizim temsilcimiz ol. Aynı zamanda acente diğer arkadaşlarımızdan işte ödenmemiş poliçeleri, listelerini bize gönder diyoruz. Birtakım destekler istiyoruz işte bizim temsilcimiz bizi orada aslında temsil edecek, anlayabilecek. Bizim kurduğumuz bölge müdürlükleri ile de sıcağı sıcağına çalışabilecek bir yapı kurmak istiyoruz. Bu bizim için en büyük hedefimiz ve yakın zamanda da bunu hayata geçireceğiz.

DASK kurumu çok özel bir yapı. İsterse gidip acenteleri denetleme yetkisine sahip. Aynı zamanda benim poliçe mi doğru basmayıp bunun üzerinde PDF de oynayıp beni mahcup edip ondan sonra da şöyle böyle denildiğinde bu konu bana geliyorsa o zaman bunun sorumluluğu ve denetimini bana aittir. Eğer bunu sigorta şirketi denetlemiyorsa ben denetleyeceğim demektir.

Dolayısıyla ben bölge müdürlükleri kuracağım, bunun her türlü aksiyonunu alıyor olacağım ve DASK’ı gerçekten böyle köşe başında ya 20 liralık git abi bir DASK yaptır da getir denilmeyecek bir poliçe haline ve bu saygınlığa eriştireceğimiz bir poliçe haline getireceğiz. Çünkü bunun arkasında gerçekten dünya devlerinin olduğu bir reasürans koruması var ve bugün 26 milyar para ödeniyor ise hem cebimizdeki paramız hem bu korumayla ödenen bir poliçenin böylesine ucuz, böylesine uydurmasyon bir şekilde açıkça sunu söylemek gerekirse ele alınmasına biz müsaade etmeyeceğiz. Bunu çok net söylüyorum ve acentelerin bizden de ben bu anlamda büyük bir destek göreceğimizi düşünüyorum.”

Özel Riskler Yönetim Merkezi’nden de bahseden Selva Eren,

“Biz bunu bir kurum haline getirdik ve Plan ve Bütçe Komisyonunda buna bir kimlik kazandırdık. Orada bunu yaparken de bir madde ekledik. O maddede de aslında çok vizyoner ve akıllıca bir şeydi eklediğimiz şeydi. Herhangi bir savaş anında Türkiye Cumhuriyeti’nin etrafında olan ve sigorta bulunmasında zorluk çekilen bir durumda, Bakanlığımızın devreye girerek bir resasürör pozisyonu alarak Özel Risk Yönetim Merkezinin bir sigorta şirketi şekline dönüşmesini sağladık. Özel Riskler Yönetim merkezinde çok sofistike poliçeler yaptık. Hala şu anda tüm gıdayla ilgili olsun, enerjiyle ilgili olsun, dünyanın büyük gruplarına olsun çok ciddi anlamda ÖRYM bir sigorta şirketi gibi teminat veriyor. Biz de hiç şüphesiz ki netice itibariyle özel durumlar için sigorta alınamayan ya da teminat bulunamayan hususlarda sizlere destek olmak için aslında varız. Biz bu yapıyı çoktan çalıştık zaten. Nasıl teminat verebileceğimizi, nasıl teminat bulunamayan bu yapılara hizmet edebileceğimizi, sizlere nasıl destek olabileceğimizi, ama biraz da sanayicinin taşı elinin altına, elini taşın altına koyması gerekiyor. Dolayısıyla bununla ilgili de baktığınız zaman bazı şeylerin değişmesi gerekiyor ki biraz primler artsın ki o anlamda da hem yangında hem deprem işte teminatlarında da birtakım artışlar yapılacaktır.” diyerek sözlerini özellikle acentelere teşekkür ederek noktaladı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir