Acenteler Gözüyle Sigortacılık – Mehmet Akif Eroğlu

“Acenteler Gözüyle Sigortacılık” toplantısında konuşma yapan Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı Mehmet Akif Eroğlu’nun açıklamaları haberin devamında…

Acenteler Gözüyle Sigortacılık – Mehmet Akif Eroğlu

Yayınlanma Tarihi : 5 Haziran 2023

Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı Mehmet Akif Eroğlu, ekonomideki devamlılığın sağlanması, finansal istikrarın korunması ve sürdürülebilirlik için sigorta sektörünü Türkiye ekonomisi için stratejik bir sektör olarak gördüklerini ifade ederek konuşmasına başladı. Sigorta sektörünün üç temel fonksiyonu olduğunu belirten Eroğlu, risk yönetmenin en temel fonksiyon olduğunu, riskler için teminat verme fonksiyonun ikinci sırada bulunduğunu son fonksiyonun ise çok konuşulmayan ekonomi için kaynak ürettiğimiz fon fonksiyonu olduğunu söyleyerek sözlerine devam etti. Çağımızda risklerin çok çeşitlendiğini ifade eden SEDDK Başkanı sigortanın risk çeşitliliğine bağlı olarak sigortanın her zamankinden daha önemli hale geldiğini belirtti.

“Hane halklarının, ailelerin, hükümetlerin, şirketlerin karşılaştığı onlarca riskle karşı. İki tane temel şeyimiz var. Bir tanesi devletimiz, bir de sigorta sistemi. Peki her fırsatta devlete mi gitmeliyiz? Havalar iyiyken, günlük değişirken, herkes iyi para kazanırken, bir yerde bir prim marifetiyle temerküz yapıp bir yerde biriktirmek var iken, har vurup harman savurup, tasarruf etmeyip sonra bir afet geldiğinde her şeyi devletten beklememeliyiz.

Maraş depreminde her gün enteresan olaylarla karşılaşıyoruz. Bir defasında bir başkan şunu söyledi Sayın Başkanım dedi bakanım biri geliyor biri gidiyor. Fabrikalarımızdaki makineler kırıldı, makinelerimiz yer değiştirdi. Bunlarla ilgili devletimiz bize yerini koymuyor. Devletimiz bunu telafi etmiyor dedik. Sigortanız var mı? Sigortamız yok. Devlet fabrikanın makinasını da ödeyecek ise o zaman biz sigorta sektörünü toptan kapatalım. SEDDK’yı da kapatalım. Sizler evlerinize gidin, bizler de evlerimize gidip oturalım.

Türkiye Cumhuriyeti güçlüdür arkadaşlar, hükümetimizle güçlüdür, devletimiz de güçlüdür ama sonuna kadar bir devlet her şeyi karşılayacak demek hem bir kültür meselesi hem de bu kadar büyük faturanın altından tek başına devletlerin kalkmasına beklememek lazım. Gelişmiş ülkelere baktığınızda sigorta sektörünün ciddi anlamda ağırlığını koyduğunu, oluşan hasarlardan sigortanın ödediği payın çok yüksek olduğunu görüyorsunuz. Bizde bunlar çok çok düşük.” açıklamaları yapan Eroğlu, beklenen Marmara depreminde sigortaya konu değerlerin çok daha çeşitli olduğunu ve sektörün hızlı bir şekilde fon biriktirmesi gerektiğini ekledi.

DASK’ın deprem bölgesinde iki buçuk ay gibi kısa bir sürede beş yüz bine yakın dosyayı kapattığını, DASK çalışanlarının eksperlerin, SEDDK’nın hep beraber sahada olduğunun söyleyen Eroğlu, yirmi yıllık DASK birikimi sayesinde böyle bir mekanizmadan faydalanabilindiğinin altını çizdi. SEDDK Başkanı Mehmet Akif Eroğlu,

“Sigorta çok önemli. Fon biriktirmek lazım. Bu tip hasarlar geldiği zamanda devletin yükünü almak, vatandaşın yükünü almak, reel sektörün yükünü almak lazım. Biz bu fonksiyonları icra ediyoruz ve dolayısıyla stratejik bir sektör olduğumuzu söylüyoruz. Lütfen her yerde, her platformda sigorta sektörünün Türkiye Cumhuriyeti için, ekonomi için vazgeçilmez stratejik bir sektör olduğunu anlatın.  Biz bu ülke için en az bankacılar kadar kıymetli, en az finansçılar kadar kıymetliyiz. Bir tesisin yapılması için bankalardan finansman peşinde koşan reel sektörün o tesisi bir sigara izmariti yok etmesi durumunda teminat olarak verecek bu sigorta sektörünün de değerinin farkına varması lazım. Bu farkı onlara anlatmamız lazım.” açıklamalarını yaptı. Sigorta sektörünün stratejik bir sektör olduğunu bir kez daha altını çizen Eroğlu, Türkiye Cumhuriyeti olarak güçlü bir ekonomiye sahip olduğumuzu fakat sigorta sektörü olarak bulunduğumuz noktanın yeterli olmadığını penetrasyon oranımızın yüzde iki seviyesinde olduğunu gelişmiş ülkelerde ise bu oranın yüzde altı seviyesinde olduğu söyledi ve ekledi;

Peki bunun sebebi bizim ülke insanımızın ekonomik olarak yetersiz olması mı? Yani daha mı çok para ihtiyacımız var sigortalanması oranın artması için? Hayır, cevabı çok net, sayısal olarak ispatlanmış vaziyette. Türkiye Sigorta Birliği’nin yapmış olduğu araştırmada 5 yıllık stratejik eylem planında o zaman Türkiye’nin mevcut ekonomik girdilere göre olması gereken penetrasyonun şu andaki bulunduğumuz durumdan iki katı daha yukarda hesaplamışlardı. Demek ki mesele ekonomik mesele değil. Zaten ekonomi olsa bizim ekonomimiz on sekizinci sırada, sigorta sektörü otuz sekizinci sırada. Aradaki makasa bakın. Konu bu değil arkadaşlar. Konu tamamen bilinçlenme meselesi. Bu konudaki risk yönetimi konusundaki farkındalık meselesi, insanımıza dokunma meselesi, şirketlerimize dokunma meselesi. Kim dokunacak? Seksen beş milyon insana bu çağda karşı karşıya kaldığı riskleri kim anlatacak? Kim bu risklerle ilgili böyle bir teminat var diyecek? Kim firmalara gidip bu riskler hakkında bilgi verecek? Bu hepimizin görevi. İşte biz SEDDK olarak on yedi bin acentemize bu gözle bakıyoruz. O yüzden bizim için çok kıymetlisiniz. O yüzden iyi ki varsınız diyorum. Dolayısıyla sizin her birinizin sorunu bizim sorunumuz. Sizin sorunlarınızı çözmek için gece gündüz çalışıyoruz.

Sigorta şirketlerinin hiçbir dağıtım kanalında hiçbir şubesi yok direk elemanı yok. Sizler varsanız sizler sigorta şirketlerinin müşteriye dokunan yüzüsünüz. Merkez istediği kadar iyi ürün tasarlasın, iyi hizmet ağı koysunlar siz sahada müşteriyle olan diyaloğumuz da şirketi temsil ediyorsunuz ve oradaki her yaptığınız falso sigorta şirketinin hanesine yazılmıyor mu? O zaman ben sigorta şirketinin yerinde olsam önce benim acente mutlu mu, sorunları ne ona bakarım. Çünkü benim müşteriye dokunan yüzüm o. Dolayısıyla on yedi bin acenteye biz bu gözle bakıyoruz.

Sıfırdan böyle bir on yedi bin tane acente olmasa bugün itibariyle şöyle teorik olarak düşünelim. Biz ne yapacaktık? On yedi bin tane acentenin yetişmesi için ne kadar süre gerekiyor arkadaşlar? Tecrübeler, mesleki birikim ne kadar büyük şanssınız bizim için. Farkında mıyız bu şansımızın otorite olarak, şirketler olarak, birlik olarak bu şansımızın farkında mıyız? Ben açık söylüyorum, farkında olduğumuzu düşünmüyorum. Bizim için ne kadar büyük bir nimet olduğunuzun farkında olduğunuzu düşünmüyorum. Size yapılan yatırımlara bakıyorum, verilen eğitimlere bakıyorum. Hayattaki karşılıklı ilişki şekline bakıyorum. Bence farkında değiliz. “

SEDDK olarak hedeflerini iki tane başlıkta topladıklarını söyleyen Eroğlu, bu başlıklardan bir tanesinin kronik sorunların çözümü diğerinin ise sektörün büyütülmesi. İki başlığında birbiri ile bağlantılı olduğunu ve ikisinden de aynı öneme sahip olduğunu ekleyen Eroğlu,

“Bu kronik sorunları çözmeden şunu çok farkındayız ki, siz sigorta sektörü büyütmek için isteseniz de çaba sarf edemiyorsunuz. Bir trafik poliçesi kesmek için en az bir saat zaman ayırırsanız ya da zaman harcarsanız biz bu sektörü büyütemeyiz. Bunun farkındayız. “ dedi.

Kronik zararlardan bir tanesi olan trafik branşı hakkında açıklamalardan bulunan SEDDK Başkanı Mehmet Akif Eroğlu, sigorta şirketlerinin trafik poliçesi kesmekten imtina etmesinin sebebinin trafik branşının kar etmeyen bir branş olmasından kaynaklandığını, diğer branşlardaki karlılığın bile bu zararı kapatmaya yetmediğini bu zararın bilanço zararına döndüğü zaman sigorta şirketlerinin trafik poliçesi satmasına hevesli olmasını beklenmemesi gerektiğini söyledi. Sözlerine;

“Ne yapalım yani trafik zarar ediyor diye yirmi altı milyon vatandaşımıza zorunlu tutmuşuz satmayalım mı? Haklısınız, satmamız lazım. Zorunlu çünkü. İşte o yüzden biz otorite olarak trafikteki zararın kaynaklarını, sebeplerini çıkartıp onları minimize etmek için bir yol haritası açıkladık.

Arkadaşlar Türkiye’de trafik kazaları Avrupa’ya göre çok yüksek. Bu altyapıyla bu kazalar bize yakışmıyor. Şu anda oluşan kazaların yüzde 90’ı sürücü hatası. Dolayısıyla bir defa trafik kazalarını azaltmamız lazım.

Trafik kazası azalır mı? Tabi ki azalır. Sürücü davranışı, sürücü davranışlarını, trafik primi disipline ederseniz iyi sürücüye iyi fiyat, kötü sürücüye yüksek fiyat verirsen bak bakalım nasıl disipline oluyor bu insanlar? Bu sürücüler şu anda niye olmuyor? Çünkü şu anda yaptığınız kazalar sizin şahsınıza değil, sürücüye değil, işletene gidiyor. O yüzden diyoruz biz kişi temelli poliçeye geçmemiz lazım. Yaptığı hasar kişinin kendisinde olmalı. Ve böylelikle insanlar sürücüler daha dikkatli olur. Çünkü bu şekilde hasar geçmişi çok olursa gelecekte belki ticari segmente iş bulamayacaklar.

Ticari sürücülerde hasar geçmişini çıkarttık. Aynı sabıka kaydı gibi Sigorta Bilgi Merkezi’nden sürücülerin hasar geçmişini işletmeler görebilecek. Bir kişi trafik canavarı ise ne taksisine ne otobüsünü ne kamyonu emanet etmeyecek. Bu motivasyon trafik kazaları azaltacak.

Doğrudan tazmin. Hukuki bazı sorunlar var ama zamanla geçeceğiz. Serbest tarife ileride bu sorunların çözümüne de geçeceğiz.

Bu birinci aşama, ikinci aşama tarifedeki sorunlar. Anayasa Mahkemesinin kararı, yaşadığımız sorunlar. Burayı çözmeye çalışıyoruz. Değer kaybı, takip bir rant sistemine dönüşmüş. Burayı çözmeye çalışıyoruz. Tahkim maddelerinde sigorta kanunda değişiklik önerdik.

Trafikteki zararın her bir kaynağı ile ilgili hepsiyle alakalı tek tek çözüm önerilerimiz var. Elbette bunlar bugünden yarına olmuyor. Bize biraz zaman verin. 8 9 aydır buradayız. Bunun 3 ayı depremle geçti.

Yılların birikmiş kronik sorunlarını bir günde çözemeyiz. Çünkü biz bu sorunları istişare ederek, konuşarak çözüyoruz. Taraflarla birlikle, SAİK ile sizlerle konuşarak çözüyoruz. Herkesin mutabık kaldığı, hukukçuların olur dediği bir çözüm ile diyoruz ki ileride bunun geri dönüşü olmasın.

Ama şu anda bir arz sorunu var, bunu kabul ediyoruz. Bu bir realite. Arz sorunu çözmek için de önce sigorta şirketine ceza verdik. Ceza kesmiyor, yetmiyor. Sonra ne yaptık? Tarifeyi artırdık. Baktık ki hala kesmiyor şirketler. Yani belli segmentlerde belirli sur kesiyorlar ve bu sizin için sıkıntı oluyor. Sonra ne yaptık? İmtina yönergesini çıkarttık. Bu aslında biraz fayda sağladı. Bir yere geldi ama hala sorunlar var.

O zaman benim sizi rahatlatmam lazım. Benim sizin mesainizi rahatlatmam lazım. Bu trafik belasından operasyonel anlamda kurtarmamız lazım. O yüzden de trafik platformunu devreye almaya karar verdik. Trafik platformu ile ilgili 15 Mayıs’ta alt yapımız hazırlandı. Şu anda test aşamasına geldik. 4 5 tane şirketimizle İstanbul’da dördüncü basamakta pazartesinden itibaren testlere başlıyoruz. Hemen 15 gün içerisinde bu işi sektörümüzle görüşe açtık. Onlardan gelen görüşler çerçevesinde bu işi realize edeceğimizi düşünüyorum.

Trafik Platformu ne sağlayacak size? Aslında sigorta şirketten de rahat edecek. Siz de rahatlatacak, sigortalıya rahatlatacak.

Bu vesile şu operasyonel anlamda, bu zaman kaybına, enerji kaybına yol açan sorunu kökten çözelim istiyoruz. Bu tabi ki trafik sorununun karlılık sorununu çözmüyor. Bu başka bir şey. Bu arz ila ilgili operasyonla ilgili bir konu.

Ben istiyorum ki benim acente boşa çıksın. Trafikte enerjisini harcamasını reel sektöre gitsin. Sigorta penetrasyon artırmak için gitsin pazarlama faaliyeti yapsın.” devam etti. Sağlık branşına da değinen Eroğlu, sağlık branşı primlerinin çok yükseldiğini bu konu ile ilgili de çalıştıklarını ifade etti. Türk Reasürans Genel Müdürü Selva Eren’in de ifade ettiği deprem sigortası konusunda da açıklamalar da bulunan Eroğlu,

“İhtiyari deprem teminarına çözüm bulmamız lazım. DASK’ı çok artırırsak zorunlu sigorta olduğu için herkese yaptırtamayabiliriz. O yüzden onu ihtiyari teminata karşılamamız lazım. Burada da bir çözümümüz var. İhtiyari deprem alma karar veren vatandaşımıza deprem teminatlı poliçe diye sunup onun da teminat limitini biz belirlemek istiyoruz. Vatandaşımızı gerçekten koruma altına almak istiyoruz. Poliçeleri ikiye ayıracağız. Deprem teminatlı yangın poliçesi, deprem teminatsız yangın poliçesi. Vatandaş ne aldığını bilecek. Bilgilendirme formu ile bunu ona sunacağız. Kendi tercihi olacak ama bir şekilde deprem teminatlı poliçe almaya karar verirse onun inşaat maliyetini ne sigorta şirketine ne de vatandaşın kendi keyfine bırakmayacağız. Otorite olarak biz gideceğiz ve o inşaat faaliyeti gerçek inşaat maliyeti olacak. Prim yüksek mi olacak? Olsun. Eğer sen gerçekten bir koruma istiyorsan kusura bakma vereceksin.

Her şeyi veriyorsun, poliçeye de vereceksin. Sigorta primi öyle ihtiyaçlar listesini en sona yazacak bir prim olamaz. En başa yazacak bir prim olur.” açıklamalarını yaptı. Kahramanmaraş merkezli deprem sonrası yaşanan problemlerden biri olan sigortalıların iletişim bilgilerinin yanlış girilmesi konusu ile ilgili ise SEDDK Başkanı Eroğlu, portföy mülkiyeti konusunu da çözeceklerini ifade etti.

Sigortacılık mezunu gençlerinde sektöre çekilmesi gerektiğini vurgulayan Eroğlu, istihdama önem verilmesinin gerektiğini ekledi. Reasürans kapasitesinin önümüzdeki günlerdeki en önemli konulardan biri olacağını da belirten Eroğlu sözlerini öz kaynak karlılığının sektörün en önemli sorunların biri olduğunu söyleyerek sözlerini noktaladı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir