Sigorta Sektöründe 2025 Yılı Nasıl Geçti? – Zeynep Türker

“Geride bıraktığımız 2025 yılını sigorta sektör paydaşı olarak nasıl değerlendiriyorsunuz? Sektör 2025 yılında hangi konularda yara alırken hangi konularda güçlendi? 2026 yılına dair beklentileriniz nelerdir?” sorusunu sorduğumuz Zeynep Türker yanıtladı.

Sigorta Sektöründe 2025 Yılı Nasıl Geçti? – Zeynep Türker

Yayınlanma Tarihi : 6 Ocak 2026

Soru: Geride bıraktığımız 2025 yılını sigorta sektör paydaşı olarak nasıl değerlendiriyorsunuz? Sektör 2025 yılında hangi konularda yara alırken hangi konularda güçlendi? 2026 yılına dair beklentileriniz nelerdir?

2025’in Tozu Dumanı ve 2026’nın Risk Mimarisi:

Sigorta Bir Masraf Değil, Gelecek Garantisidir!

Geride bıraktığımız 2025 yılı, sigorta sektörü için tam anlamıyla bir “dayanıklılık testi” yılı oldu. Masada sadece teklifler yoktu; enflasyonist baskılarla daralan marjlar, değişen tüketici alışkanlıkları ve bitmek bilmeyen maliyet artışlarıyla adeta bir satranç tahtası gibi olan yılda, tüm bu zorluklar sigortanın, ekonomik fırtınalarda sığınılacak tek liman ve fakirleşmeye karşı örülen en güçlü duvar olduğunu gösterdi

2025’de Neleri Konuştuk?

Geçtiğimiz yıl, sektörün “teknik kârlılık” kavramına bir can simidi gibi sarıldığı bir yıldı. Mali gelirlerin (yatırım getirilerinin) geçmiş yıllardaki kadar korumacı olmadığı bir ekonomik iklimde, sektör “asıl işine” yani risk ve maliyet yönetimine odaklandı.

Branşların Dinamiği: 2025’te Tamamlayıcı Sağlık Sigortası (TSS) yılın tartışmasız şampiyonu oldu. Sağlık bilincinin artması ve kaliteli sağlık hizmetine erişim ihtiyacı, bu branşı sadece popüler bir ürün değil, bir sosyal ihtiyaç haline getirdi.

Kaskoda Yeni Dönem: Ucuzluk Değil, “Erişilebilirlik” Savaşı

Kasko, 2025’in en hareketli alanıydı ancak 2026’ya girerken bu rekabetin renginin değişmesini bekliyorum. Bence mesele sadece “en düşük primi” vermek değil, doğru teminatı “erişilebilir” kılmak.

  • Modüler Çözümler: Herkesin her teminata ihtiyacı olmayabilir. 2026’da şirketlerin, müşterinin bütçesine göre şekillenen, “temel koruma” sağlayan modüler paketlerle rekabet ufukta.
  • Hasar Sonrası Yaşam Kalitesi: Rekabet artık hasar anında sadece para ödemekle sınırlı değil. İkame araç kalitesi, hızlı onarım ve mobilite garantisi sunmak;

 Mevzuat Yoğunluğu: Güven ve Disiplinin İnşası

SEDDK’nın sermaye yeterliliği ve şeffaflık odaklı düzenlemeleri gündemi hayli meşgul etti. Kabul etmeliyiz ki; bu disiplin süreci sektörü bazen yorsa da, uzun vadeli güvenilirlik ve finansal sağlamlık için geçilmesi gereken kritik bir eşikti. 2025 yılından devraldığımız yoğun mevzuat ajandası, aslında bize tek bir şeyi hatırlatıyor: “Güçlü finansal yapı, sarsılmaz güvendir”

Şunu yüksek sesle söylemenin ve toplumun her kesimine anlatmanın tam vakti: Sigorta, bireyi ve toplumu fakirlikten koruyan tek gerçek finansal araçtır.

Ekonomik belirsizlik dönemlerinde birikim yapmak yıllar sürer, ancak o birikimi kaybetmek sadece saniyeler alır. İşte tam bu noktada sigorta, “düşük primle devasa risk devri” mekanizmasıyla aslında dengesiz ekonomik ortamlarda “gider kalemi” değil, felaket anında can suyu olan bir “yedek sermaye”, modern finansın insanlığa sunduğu risk ortaklığıdır.

2026 Umut ve Temenniler

2026 yılı odağında  yine dayanıklılık ve yaratıcılık var. Beklentim; sigortanın bir “finansal lüks” değil, bir “sosyal hak ve zorunluluk” olarak algılandığı bir bilincin tabana yayılması.

  • Ürünlerde Uzmanlaşma: Siber risk sigortaları, iklim değişikliği odaklı parametrik ürünler, yeşil dönüşüm odaklı çözümler, gömülü sigortacılık ve tamamlayıcı sağlık ürünlerinin 2026’da dikkat çekici bir büyüme ivmesi yakalamasını bekliyorum. Düşük gelirli gruplar için geliştirilen Mikro Sigortalar ı da eklemeliyim.
  • Hizmette Farklılaşma: Fiyat rekabeti yerini “deneyim” rekabetine bırakacaktır. Teknolojiyi hıza, hızı ise şefkate dönüştüren “Risk Mimarları” bu dönemin kazananı olacaktır.
  • Şeffaflık ve Disiplin Poliçelerdeki karmaşık dilin sadeleşmesi ve hasar süreçlerinin şeffaflaşması, sigortanın “zor gün dostu” imajını pekiştirecektir. Mevzuatın yarattığı disiplin, suiistimalleri engelleyerek dürüst sigortalının prim yükünün artmasını önleyen toplumsal bir adaleti de beraberinde getirir.

Sonuç Olarak;

Geride bıraktığımız 2025 yılı, sadece rakamların değil, vicdanın ve toplumsal refahın konuşulduğu bir rehabilitasyon yılı gibiydi. 2026 ise bu öğretileri hayata geçirme; “fiyat”tan çok “fayda”yı konuşma yılı olsun.

Sigorta, bir gelecek garantisidir. Enflasyonist bir ortamda her kurumun ve bireyin  ilk refleksi “maliyet kontrolü”dür. Samimiyetle söylemeliyim ki; yapılabilecek en büyük maliyet hatası, sigortadan vazgeçmektir.

Sektörün teknik olarak güçlendiği, hasarlarımızın az olduğu; güvenin paradan daha çok kazandırdığı bir 2026 temenni ediyorum.

Zeynep Türker

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir