Vücudun Savunucusu: Antioksidanlar

Onkoloji Diyetisyeni Şüheda Bengisu Rodop, sıklıkla adından söz ettiren antioksidanlar nedir? Yüksek antioksidan içeren besinler nelerdir? yazdı. Keyifli okumalar…

Vücudun Savunucusu: Antioksidanlar

Yayınlanma Tarihi : 25 Kasım 2022

Antioksidan tüketimi sık sık konuşulsa da antioksidanların neler olduğunu ve vücudumuzdaki çalışma sistemini çoğu kişi bilmiyor. En anlaşılabilir haliyle antioksidanlar, hücrelerimize zarar verebilecek kararsız moleküller olan serbest radikalleri nötralize eden moleküllerdir.

Vücudumuzda sürekli olarak serbest radikaller oluşur. Serbest radikallerin seviyeleri çok yükselirse zarar verebilir. Serbest radikaller diyabet, kalp hastalığı ve kanser dahil olmak üzere birçok hastalıkla bağlantılıdırlar.

Antioksidanlar olmadan, serbest radikaller çok hızlı bir şekilde ciddi zararlara neden olur ve sonucu ölüme kadar götürebilir. Bununla birlikte, serbest radikallerin sağlık için gerekli olan önemli işlevlere de vardır. Örneğin, bağışıklık hücreleriniz enfeksiyonlarla savaşmak için serbest radikalleri kullanır. Sonuç olarak, vücudun belirli bir serbest radikal ve antioksidan dengesini koruması gerekir.

Serbest radikallerin sayısı antioksidanlardan fazla olduğunda, oksidatif stres oluşur.
Uzun süreli oksidatif stres, DNA ve vücudumuzdaki diğer önemli moleküllere zarar verebilir. DNA’nızdaki hasar kanser riskinizi artırır ve yaşlanmayı hızlandırır.

Yaşam tarzı, stres ve çevresel faktörler serbest radikal oluşumunu tetikler ve oksidatif stresi arttırır. Bunlar:

  • Hava kirliliği
  • Sigara içmek
  • Alkol alımı
  • Toksinler
  • Yüksek kan şekeri seviyeleri
  • Çoklu doymamış yağ asitlerinin yüksek alımı
  • Aşırı güneşlenme dahil olmak üzere radyasyon
  • Bakteriyel, fungal veya viral enfeksiyonlar
  • Aşırı demir, magnezyum, bakır veya çinko alımı
  • Vücudunuzda çok fazla veya çok az oksijen
  • Doku hasarına neden olan yoğun ve uzun süreli egzersiz
  • C ve E vitaminleri gibi aşırı antioksidan alımı
  • Antioksidan eksikliği

Uzun süreli oksidatif stres, kardiyovasküler hastalık ve belirli kanser türlerinin artmasına neden olur.

BESİNLER İLE ANTİOKSİDAN ALIMI

Antioksidanlar, tüm canlıların hayatta kalması için gereklidir. Vücudumuz hücresel antioksidan olan glutatyonu kendi üretir. Bitkiler ve hayvanlar, diğer tüm canlılarda olduğu gibi serbest radikallere ve oksidatif hasara karşı savunma sistemine sahiptir. Antioksidanlar bitki ve hayvan kaynaklı tüm gıdalarda bulunur.

  • Antioksidan Kaynakları:
  • Selenyum; deniz ürünleri
  • Kurkumin; zerdeçal
  • C vitamini; turunçgiller, kivi, domates, çilek, biber ..
  • E vitamini; bitkisel yağlar, kuruyemişler, tahıllar …
  • Resveratrol; üzüm, fıstık, soya, kızılcık… ile antioksidan içeriği zenginleştirilmiş beslenme programı önerilmektedir.

Et ürünleri ve balık da antioksidan içerir, ancak meyve ve sebzelerden daha az miktardadır.

YÜKSEK ANTİOKSİDAN İÇEREN BESİNLER

Beriler (Orman meyveleri): Ahududu, yaban mersini, böğürtlen gibi meyveler içerdikleri proantosiyanidinler sayesinde kalp hastalığı ve kanser gibi pek çok hastalıktan korur. Ayrıca çilek ve böğürtlen ellajik asit içerir. Ellajik asit kanser ile savaşan doğal bitkisel bir ajandır. Yaban mersini ise; bilişsel fonksiyonları koruyan bileşenler içerir.

Domates: Likopen beta karotenden 2 kat güçlü bir antioksidandır. En fazla domates ve greyfurtta bulunur. Yapılan son çalışmalara göre domates ya da domates suyunu günlük beslenmesinde her gün tüketen erkeklerin prostat kanseri görülme riski daha düşük bulunmuştur. Prostat kanser dışında likopen; akciğer, kolon ve meme kanserine karşı da koruyucudur. Bunun dışında domates likopen haricinde bir de glutatyon içerir, bu sayede bağışıklık sistemini de güçlendirir.

Brokoli: Brokoli ve diğer sülfür içeren sebzeler; lahana, karnabahar, brüksel lahanası gibi kanser ve kalp hastalıklarına karşı içerdikleri antioksidanlar sayesinde koruyucudurlar. Östrojeni baskılayarak meme kanseri başta olmak üzere serviks kanseri ve yumurtalık kanserine karşı da korurlar.

Sarımsak: Antioksidan diğer sebze ve meyvelerde olduğu gibi sarımsakta kalp hastalıkları ve kansere karşı korur. Çalışmalar; sarımsağın astım ve mantar enfeksiyonlarında da yararlı olduğunu göstermektedir.

Kırmızı üzüm: Üzüm resveratrol ve quarcetin içerir. Bu içerdiği bileşenler sayesinde serbest radikaller ile savaşır, damar yapısını korur, damar sertliği gelişme riskini azaltır. Resveratrolün, kansere karşı koruyucu olduğu, inflamasyonu azalttığı, gastrik ülser, osteoporoz ve inme riskini azalttığı bilinmektedir.

Ispanak: Ispanak içerdiği lutein sayesinde göz sağlığınızı korur.

Yeşil çay: İnme, kalp hastalıkları, kanser ve diğer pek çok hastalığa karşı koruyucu etkisi bilimsel çalışmalar ile kanıtlanmıştır.

Havuç: Beta karoten içerir. Yapılan bir çalışmada beta karoteinin kanser riskini % 30, artrit riskini % 70 azalttığı saptanmıştır.
Tam tahıllar: Tam tahıllar antioksidan etkisi yüksek bir vitamin içerirler: E vitamini. Yapılan çalışmalar E vitaminin prostat kanserinden koruduğunu göstermektedir. Diğer çalışmalarda da E vitaminin; kısırlığın tedavisinde etkili olduğu, artrite iyi geldiği, alzeihmer gelişme riskini azalttığını ve immun sistemi güçlendirdiğini göstermektedir.

Kuru erik: Pek çok sebze ve meyveden daha zengin antioksidan öge içerir.

ANTİOKSİDAN TAKVİYELERİ ALMALI MISINIZ?

Antioksidanların diyetle alınması sağlık için önemlidir, ancak fazlası toksik etki oluşturabilir.

Antioksidan miktarı zengin yiyecekleri yemek daha doğrudur. Çalışmalar, besinlerin oksidatif hasarı takviyelerden daha fazla azalttığını göstermektedir. Gıdaların bileşiklerinin sinerjik olarak çalıştığını biliyoruz. Yalnızca bir veya iki izole edilmiş besin almak, aynı yararlı etkilere sahip olmayacaktır.

Yeterli antioksidan alımını sağlamak için en iyi yol, sebze ve meyveler açısından zengin bir diyet uygulamaktır.

Dyt. Şüheda Bengisu Rodop

Tüm Yazılarını Görüntüle: Dyt. Şüheda Bengisu Rodop

E-posta: dyt.bengisurodop@sigortagundemi.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir