Acentelere Son Darbe; Sessiz ve Derinden Geliyor
Sigorta Sözcü yazarı İbrahim Zengin, kaleme aldığı bu yazıda sektörün uzun yıllardır gündeminde yer alan usulsüz ekran paylaşımı sorununu ve dijitalleşmeyle birlikte öne çıkan platform sigortacılığı konusunu ele alıyor. Zengin, dijital dönüşümün fırsatlar sunduğunu vurgularken, mevcut mevzuat çerçevesinde platformlar üzerinden yürütülen sigortacılık faaliyetlerinin sektöre etkilerine dikkat çekiyor ve haksız rekabet konusunda tüm paydaşları duyarlı olmaya çağırıyor.
Sektörümüzün birbirinden çetrefilli ve can sıkıcı, farklı uçlarda konuları, sorunları var. Bu sorunların bazıları masamızda hiç değişmeden hala dururken bazıları da kabuk değiştirerek gündemimizde yer almaya devam ediyor. Bu sorunların başında yer alan ve yıllardır çözülemeyen, ama -SEDDK’nın aldığı aksiyonla- artık herkesin bu sefer biteceğine kesin olarak inandığı usulsüz ekran paylaşımı konusu duruyor. Diğer tarafta ise son birkaç yıldır teknoloji ve bağlantılı internet hizmetlerinin yaygınlaşmasıyla sigorta sektörünü bekleyen “dijital dönüşüm bilinmezi”…
Öncelikle Çerçeveyi Net Çizmemiz Gerekiyor
Usulsüz ekran paylaşımı konusu sektörümüzün bir kangrenidir. Amasız, fakatsız çözülmelidir. Yetkisi olmayan kişilerin sistemleri kullanımının önüne geçilmelidir ve yapılacak güncellemelerle de bu sağlanacaktır. Ancak bu, sinekleri öldürmekle bitirmeye çalışmaya benzer. “Sigortacılar neden ekran paylaşırlar?” Bunun da üzerinde durulup gerekirse mevzuattaki mevcut iş paylaşımı şartlarını da zamana ve ihtiyaçlara göre güncellemek gerekir.
Diğer taraftan, büyük-küçük tüm sigorta aracılarının merak ettiği, kıyısından köşesinden de bir şeyler yapmaya çalıştığı dijitalleşme ve yapay zekayı işine bir şekilde monte etme çalışmaları var. Bu nokta dijitalleşmenin iyi ve güzel tarafı.
Nedir Bu Platform Sigortacılığı!
Tam bu noktada inceden inceye ama hızlıca ve derinden ilerleyen bir platform sigortacılığı! mevzusu var ki asıl dikkati çekmek istediğim nokta da burası.
Usulsüz ekran kullanımında ekranı yetkisiz kullanan acente veya kişi en fazla çevresine, tanıdıklarına bu ürünü pazarlıyor. Ayda 5-10 tane poliçe yaptığında seviniyor… Platformlardan sunulan sigortacılık hizmeti ise, bir web sitesi veya mobil uygulamayla aynı anda milyonlara ulaşıyor ve içinde bulunduğu markanın gücüyle müşteri üzerinde büyük bir baskı oluşturuyor.
Hatırlayanlar olacaktır… Birkaç sene önce popüler e-ticaret siteleri birer ikişer web sayfalarında trafik ve kasko sigortası satmaya, pazarlamaya başlamışlardı da o zaman hazırlanan yönetmelikle bu yanlışa dur denilmişti.
Yönetmelik Hala Yürürlükte mi?
Sigortacılık Kapsamında Değerlendirilecek Faaliyetler ve Mesafeli Akdedilen Sigorta Sözleşmeleri Hakkında Yönetmelik kapsamında hangi ürünlerin ne şartlarda gömülü, bütünleşik veya popüler adıyla platform sigortacılığı kapsamında satılabileceği noktası virgülüne kadar yazılmıştı. Ve inanır mısınız bu yönetmelik hala yürürlükte burada ( https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2021/06/20210616-3.htm ) duruyor.
Asıl Tehlike Nerede?
Bu yönetmeliğe rağmen bugün bazı sektör mensupları ve yöneticileri, bazen bir teknoloji şirketi, bazen bir finans uygulaması, bazen de bir otomobil markası uygulamasında, yüzbinlerce belki milyonlarca kullanıcısı olan bu platformlara ürünlerini aktarmakla övünebiliyor ve bir iş! yaptıklarını zannediyorlar. Sigorta şirketleriyle birlikte ne yazık ki neler olup bittiğinden habersiz çoğu sigorta acentesi de olaya sadece “nakit para iadesi varsa sorun var” algısı üzerinden tepki veriyorlar ve işin asıl tehlikeli boyutunu göremiyorlar.
Trafik Sigortası veya kasko sigortası, yetkisi olmayan herhangi bir alanda satılamaz. Sigorta aracılarına uygulanan fiziksel uygunluk kriterlerinin belki online satış işlemlerindeki karşılığı olarak düşünebileceğimiz yukarıdaki yönetmelik ortadayken, farklı sektörlerdeki markalara ait popüler mobil uygulama platformlarından sigorta emekçisinin müşterileri tırtıklanamaz.
Tüm meslektaşlarımı gözü açık olmaya ve bu orantısız rekabete karşı seslerini yükseltmeye davet ediyorum.