Kuralsız Büyüme Mi, Yoksa Sürdürülebilir ve Adil Bir Piyasa Mı?

İzmir sigorta acentesi Özlem Özer, sigortacılık sektörünün promosyonla değil, güvenle büyüdüğünü, kısa vadeli satış stratejileriyle elde edilen hacimler, uzun vadede sektörün itibarına zarar vereceğini yazdı.

Kuralsız Büyüme Mi, Yoksa Sürdürülebilir ve Adil Bir Piyasa Mı?

Yayınlanma Tarihi : 8 Mayıs 2026

Sigorta sektöründe son dönemde sıkça gündeme gelen “iade”, “hediye çeki” ve benzeri uygulamalar, çoğu zaman yanlış bir çerçevede değerlendiriliyor. Öncelikle açıkça ifade etmek gerekir ki bu iadeleri yapan sigorta şirketleri değil, acentelerdir.

Yıllar önce bu konuyu Ahmet Genç ile yaptığımız bir görüşmede, meseleye oldukça net bir yaklaşım ortaya konmuştu: Sigorta şirketleri açısından esas olan, poliçe üzerinde yazan primin eksiksiz şekilde kendilerine intikal etmesidir. Komisyon düşüldükten sonra kalan tutar doğru şekilde ödeniyorsa, teknik olarak bir sorun görülmemektedir. Ancak bugün gelinen noktada, bu yaklaşımın sektörel sonuçları yeniden değerlendirilmelidir. Asıl sorulması gereken soru, düzenleyici otoritenin bu uygulamalara nasıl baktığıdır.

Bu satış biçimleri giderek “promosyonlu satış” anlayışına evrilmektedir. Oysa sigortacılık, doğası gereği bir “indirim oyunu” değil, risk yönetimi ve güven teminatıdır. Bir poliçeyi “yanında hediye var” yaklaşımıyla sunmak, ürünün öz değerini gölgelemekte ve sektörel algıyı zedelemektedir.

Daha da önemlisi, prim üzerinden yapılan yüksek oranlı iadelerle satış gerçekleştirilmesi, piyasada ciddi bir denge bozulmasına yol açmaktadır. Bu durum, klasik anlamda bir rekabet değil; açıkça orantısız güç kullanımıdır. Sigorta acentelerinin bankalarla veya büyük yapılarla bu koşullarda rekabet etmesi fiilen mümkün değildir.

Burada mesele yalnızca ticari bir tercih değil, aynı zamanda rekabet hukuku açısından tartışılması gereken bir durumdur. Fiyatın dolaylı yollarla geri verilmesi, piyasa dengelerini bozmakta ve eşit rekabet ortamını ortadan kaldırmaktadır. Bu tür uygulamalar, uzun vadede hem sektör oyuncularına hem de tüketiciye zarar verecek sonuçlar doğurur.

Bir diğer sorunlu yapının reklam dilinde kullandığı “en ucuz kasko” gibi ifadeler de bu sorunun bir başka boyutudur. Kasko poliçesi fiyatla değil, teminat kapsamıyla değerlendirilir. “Ucuz poliçe” söylemi, sigortacılığın temel mantığına aykırıdır ve mesleki itibarı zayıflatır.

Bu noktada çözüm açıktır ve ertelenmemelidir:

  • 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu güncellenmeli,
  • Poliçe satışında prim iadesi ve benzeri dolaylı indirimler açık şekilde tanımlanmalı ve sınırlandırılmalı,
  • Rekabeti bozucu uygulamalara karşı net ve uygulanabilir yaptırımlar getirilmeli,
  • Reklam ve pazarlama diline ilişkin standartlar belirlenmelidir.

Sigortacılık sektörü; promosyonla değil, güvenle büyür. Kısa vadeli satış stratejileriyle elde edilen hacimler, uzun vadede sektörün itibarına zarar verir.

Artık mesele şudur:
Kuralsız büyüme mi, yoksa sürdürülebilir ve adil bir piyasa mı?

Bu konuda sessiz kalmak sorunun parçası olmaktır

Kalın Sağlıcakla
Özlem Özer

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir