30 Yılda 10 Kat Büyüdük

Şişli MYO Öğretim Görevlisi & Dr. Sigorta YK Başkanı Turusan Bağcı, Türkiye sigorta sektörünün son 30 yılda önemli bir büyüme kaydetmesine rağmen Avrupa ile kişi başına prim üretimi açısından farkın devam ettiğine dikkat çekiyor. Bağcı, sektörün önümüzdeki dönemde sigortalılık oranını artırmaya ve mevcut potansiyeli daha güçlü şekilde değerlendirmeye odaklanması gerektiğini vurguluyor.

30 Yılda 10 Kat Büyüdük

Yayınlanma Tarihi : 15 Eylül 2026

Türkiye’de sigortalılık oranını nasıl artıracağız? Vatandaşa sigortayı nasıl daha doğru anlatacağız? Sigortaya olan güveni nasıl yükselteceğiz? Yeni nesli sigortayla nasıl tanıştıracağız? Teknolojiyi ve yapay zekâyı sigortacılığı büyütmek için nasıl kullanacağız? Ve en önemlisi, sigortayı insanların sadece zorunlu olduğu için satın aldığı bir ürün olmaktan çıkarıp hayatlarının doğal bir güvence mekanizması haline nasıl getireceğiz?

30 yılda 10 kattan fazla büyüdük, ama Avrupa ile aramızdaki fark hala çok büyük. 1996 yılında sigorta sektörüne girmemdeki en büyük etkenlerden birini bugün yeniden hatırladım. O yıllarda Türkiye’de kişi başına düşen sigorta primi yaklaşık 30 dolar civarındaydı. Avrupa ortalamasına baktığımda ise yanlış hatırlamıyorsam 1.200 dolarlar seviyesindeydi. O gün kendi kendime; “Vay canına, arada böyle bir fark varsa Türkiye’de sigortacılıkta çok büyük fırsatlar var” demiştim.

Aradan yaklaşık 30 yıl geçti. Bugün geldiğimiz noktada Türk sigorta sektörü gerçekten çok büyüdü. 2025 Türkiye Sigorta Sektörü;

  • Toplam prim üretimi: 1 trilyon 223 milyar TL
  • Hayat dışı prim üretimi: 1 trilyon 44 milyar TL
  • Hayat sigortaları: 178,9 milyar TL
  • Toplam poliçe adedi: yaklaşık 100,4 milyon adet
  • Kişi başına toplam prim üretimi: yaklaşık 14.206 TL / 360 USD

Yani 1996’daki 30 dolarlık seviyeden bugün 360 dolar civarına gelmişiz. Kabaca baktığımızda kişi başına prim üretimimizi 10 kattan fazla artırmışız. Bu küçümsenecek bir başarı değil. Ancak madalyonun diğer tarafına baktığımızda düşünmemiz gereken önemli bir tablo var.

Avrupa Nerede?

Karşılaştırılabilir son uluslararası verilerde Avrupa’nın gelişmiş sigorta pazarlarında kişi başına yıllık prim üretimi yaklaşık olarak:

  • Danimarka: 7.963 USD
  • İrlanda: 6.251 USD
  • Finlandiya: 5.638 USD
  • Hollanda: 5.486 USD
  • Lüksemburg: 5.156 USD

Avrupa’nın diğer büyük ekonomilerinde de tablo benzer:

  • Fransa yaklaşık 5.000 USD
  • Almanya yaklaşık 3.300 USD
  • Türkiye: yaklaşık 360 USD

Elbette bu rakamlar ülkelerin gelir seviyeleri, sigorta ve emeklilik sistemleri, hayat sigortalarının yapısı, sosyal güvenlik sistemleri ve ekonomik koşulları birbirinden farklı. Dolayısıyla rakamları birebir kıyaslamak doğru olmaz. Ama aradaki fark bize çok önemli bir şeyi anlatıyor; Türkiye’de sigortacılığın önünde hâlâ muazzam bir gelişme alanı var. 30 yıl önce gördüğüm potansiyel aslında bugün de önümüzde duruyor. Burada kendimize sormamız gereken soru şu, biz 30 yılda 10 kattan fazla büyürken neden Avrupa ile aramızdaki farkı yeterince kapatamadık? Ve bence daha önemlisi önümüzdeki 10 yılda bu tabloyu değiştirmek için ne yapacağız?

Türkiye deprem, sel, yangın, kuraklık, sanayi riskleri, trafik kazaları ve daha birçok riskin son derece yoğun yaşandığı bir ülke. Böyle bir ülkede sigortacılığın gelişmesi yalnızca sigorta şirketlerinin veya acentelerin daha fazla prim üretmesi meselesi değildir. Bu aynı zamanda ülkenin ekonomik güvenliği, vatandaşın mal varlığının korunması ve felaketlerden sonra insanların yeniden ayağa kalkabilmesi meselesidir. Bu nedenle sigorta şirketlerinin, acentelerin, brokerlerin, eksperlerin, sektör kurumlarının, kamu otoritesinin ve diğer bütün paydaşların bu ülkeye karşı önemli bir sorumluluğu olduğuna inanıyorum. Artık, “Şirket mi daha çok kazanacak, acente mi?” “Bu müşteri kimin?” “Bu kanal benim, şu kanal senin…” tartışmalarını biraz geride bırakmamız gerekiyor.

Asıl soru şu olmalı, Türkiye’de sigortalılık oranını nasıl artıracağız? Vatandaşa sigortayı nasıl daha doğru anlatacağız? Sigortaya olan güveni nasıl yükselteceğiz? Yeni nesli sigortayla nasıl tanıştıracağız? Teknolojiyi ve yapay zekâyı sigortacılığı büyütmek için nasıl kullanacağız? Ve en önemlisi, sigortayı insanların sadece zorunlu olduğu için satın aldığı bir ürün olmaktan çıkarıp hayatlarının doğal bir güvence mekanizması haline nasıl getireceğiz?

Belki de önce kendimizden başlamalıyız. Bunun için Amerika’yı yeniden keşfetmeye de gerek yok. Avrupa’ya bakalım, 30–40 yıldır başarılı şekilde uygulanan modelleri inceleyelim. İyi olanı alalım, Türkiye şartlarına uyarlayalım ve uygulayalım. Eğer bunları okurken aklımıza hemen; “Ama Türkiye’de olmaz çünkü…” diye başlayan onlarca gerekçe geliyorsa. Belki de değişime tam oradan başlamamız gerekiyor. Önce kendimizden.

30 yıl önce bu sektöre girerken gördüğüm büyük potansiyele bugün hâlâ inanıyorum. Artık yalnızca Türkiye’deki sigorta sektörünün potansiyelinden söz etmek yerine, o potansiyeli gerçeğe dönüştürmenin zamanı geldi. Çünkü sigortacılık sadece prim üretmek değildir. Bir ülkenin gelecekte karşılaşacağı risklere bugünden hazırlanmasıdır.

 

Turusan Bağcı
Şişli MYO Öğretim Görevlisi & Dr. Sigorta YK Başkanı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir