Sigortacılık Haftası Özel – Mertcan Öneç

“25 Eylül- 1 Ekim tarihleri arasında yapılacak olan sigortacılık haftası ile ilgili çalışmalarınız var mı var ise kısaca bahsedebilir misiniz? Ayrıca ülkemizde sigorta bilincinin arttırılabilmesi için neler yapılabilir?” sorusunu sorduğumuz Sigorta Acenteleri Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mertcan Öneç’in yazısı için;

Sigortacılık Haftası Özel – Mertcan Öneç

Yayınlanma Tarihi : 25 Eylül 2023

25 Eylül- 1 Ekim tarihleri arasında yapılacak olan sigortacılık haftası ile ilgili çalışmalarınız var mı var ise kısaca bahsedebilir misiniz? Ayrıca ülkemizde sigorta bilincinin arttırılabilmesi için neler yapılabilir?

Sigorta bilinci, Türkiye’de uzunca yıllardır yer alan, her panel ve çalışmada sık sık vurgulanan bir konu. Peki bizim sigorta bilincinin gelişmesini değerlendirme kullanacağımız veriler nelerdir? Bu değerlendirmede sık yapılan hatalardan biri TL bazında geçmişten bugüne yapılan toplam prim artışlarını göz önünde bulundurarak sigorta bilincinin Türkiye’de gelişimi hakkında bir yorum çıkarmaktır. Enflasyonun bu derece yüksek olduğu bir ülkede bu değerlendirme sadece bir göz boyama olur.

Bir diğer yanlış ise kişi başına düşen primi hesaplarken veri tablosunun içine zorunlu branşlarında dahil edilmesi. Eğer bugün biz “Türkiye’de sigorta pazarı” değil de “Türkiye’de sigorta bilinci”ni konuşmak istiyorsak, zorunlu ürünleri çıkartıp baştan bir hesaplama içerisinde bulunmamız gerekir. Yine de görülecek ki zorunlu branşalar bile dahil edildiğinde Türkiye’de kişi başına düşen primin Swiss Re’nin Sigma (2019) araştırmasına göre 153 dolar olduğunu görmekteyiz. Günümüzde de COVID-19 Pandemi sonrasında fiyatlarda TL bazında büyük artışlar yaşansa da toplam üretimde dolar bazında önemli bir değişiklik görünmüyor.

Tüm bu yorumlar sigorta bilincinin gelişiminin istenilen düzeyde olmadığını gösterse de gelişmiş ülkelerde durağanlaşan sigorta pazarına karşılık, Türkiye’de artan nüfusla birlikte sigorta pazarında büyük fırsatların yattığı göz ardı edilemez. Bu nedenledir ki şirketlerin sayısı her geçen yıl artmakta.

Peki, asıl sorumuza dönersek; Ülkemizde sigorta bilincinin arttırabilmesi için neler yapılabilir?

Einsteın: “Deliliğin en büyük kanıtı, aynı şeyi defalarca deneyip farklı bir sonuç almayı beklemektir.” der. Dolasıyla bizim de aynı şeyleri tekrarlamak yerine bazı şeyleri baştan dizayn etmemiz gerekiyor. Topu sadece toplumun kaderci zihniyetine veya belirli ekonomik göstergelere atmakta doğru bir davranış değil. Öyle olsa bugün “Tamamlayıcı Sağlık” gelişimini bu kadar sürdüremezdi. Demek ki gelişen ihtiyaçlara yönelik bizlerin yeni ürünlere ihtiyacı var. Doğru ürün doğru fiyatlandırma karşısında tüketici yönünden hızlı bir şekilde talep oluşturabiliyor.

O zaman yapılması gerekenlerin başında “Talebe göre doğru ürün, doğru fiyatlandırma” geliyor. Bir diğer yapılması gereken satış kanallarının gelişimi ve kurgunun baştan yapılandırılması. Online alımlar tüm Dünya’da artış trendinde olsa da bunu sigorta pazarına uygulamak bizi ancak belirli bir yola getirir, sonrasında sistemi tıkarız. Maalesef özellikle sigorta şirketlerinin karar mercinde olan yöneticiler üzülerekten, bu duruma yönelik bir doğru adım sağlayamamakta. Türkiye’de pazarı yine genişletecek en büyük dağıtım kanalı acente yerine “dijitalleşme” adı altında, acenteyi gözden çıkarma eğilimlerine gitmekte. Peki sonuç? Sonuç ortada, online alımlarda oto üretim (ki büyük ekseriyetle zorunlu trafik sigortası) dışında diğer branşlardaki bu kadar yatırıma karşılık alınan sonuç?

Cevabını sigorta sektörünün içinde bulunan hemen hemen herkes elbette biliyordur. Sorun Yönetici – Saha arasındaki uyumsuzluk. Karar mercilerin saha deneyimlerinin eksik olması buna en büyük etken. Tabi ki dağıtım kanalındaki sorunu sadece sigorta şirketlerine ve yöneticilerine yüklemekte büyük haksızlık olur. Bir de madalyonun öteki yüzü var. Acente başta olmak üzere satış kanallarının sigortayı meslek dışı sadece ticari bir işletme görme eğilimi içerisine girmesi de bu sorunu arttıran nedenlerin başında geliyor.

Bugün örneklendirmelerde sigortacılığı yurtdışında bir avukatlık, doktor veya çeşitli saygın meslek grupları ile birlikte anılmasını örnek verirken, çuvaldızı kendimize batırmaktan da büyük bir itina ile kaçınıyoruz. Başta bahsettiğim bazı şeylerin yeniden kurgulanması tam da buna işaret ediyor. Şüphesiz saygın bir meslek sigorta bilincinin artması yolunda atılacak adımların başında geliyor.

Peki bunu nasıl değiştiririz, mesleği nasıl saygın hale getiririz? Bugün insanların birikimlerini değerlendiren bireysel emeklilik sisteminde aracı olma faaliyetindeki sınavla, hemen hemen tüm branşlarda bireylerin varlıklarını güvence altına almak için aranan koşullardaki SEGEM sınavı arasındaki uyumsuzluk bizleri biraz düşündürmeye sevk etmeli… Bugün saygın olarak gördüğümüz mesleklerde zorlu bir süreç ve aşamalar işlerken, acente olmak için aranan kriterlerin bu derece basit olması, mesleği saygınlıktan uzak tutmaya devam edecektir. Çözüm olarak yetkili kuruluşların sigorta aracıları için her bir branşta ayrı bir yetkinlik ve eğitim talebi olabilir.

Yine BES aracıları sisteminde olduğu gibi belirli periyodlarda zorunlu eğitim programları açılabilir. Bu neyi getirir, alınan eğitim ve aranan yetkinlik sonucu ilgili branşta poliçeleştirme yetkisine sahip olan aracının işini daha iyi bilerek yapmasını, bununda karşılığı olarak mesleğin hem daha saygın hem daha doğru işlemesini sağlar. Saygın bir meslek, karşısında başarılı gençlerimiz de kariyer planlarında gönül rahatlığı içinde sigortacılığı da ekleyeceklerdir. Nitelikli insan sermayesinin artması ile geçmişten bugüne bahsettiğimiz “Türkiye’de sigortacılığın daha gidecek çok yolu var” söylevini yerine getirebiliriz.

Sigorta bilincinin artması yönündeki görüşlerimi dile getirmenin ardından yazımı Henry Ford’un sigortanın önemini vurgulayan şu ünlü söylevinle sonlandırmak istiyorum:

“”New York şehri, iş adamları tarafından değil, sigortacılar tarafından yaratılmıştır. Sigorta olmasaydı gökdelenler olmazdı, çünkü bir işçi ailesini sefalet içinde bırakabilecek bir kaza tehlikesiyle o yüksekliklerde çalışmayı kabul etmezdi. Sigorta olmasaydı, hiçbir sermayedar basit bir izmaritin küle çevirebileceği gökdelenlerin inşası için milyonlar harcamazdı.”

Aynı bilinci yaşamak ve yaşatmak dileğiyle…

Sevgi ve saygılarımla,

Mertcan Öneç

Sigorta Acenteleri Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir