Yenilen Pehlivan Güreşe Doymazmış

İzmir Adli Bilirkişi ve Sigorta Eksperi Murat Ersoydan, bu haftaki yazısında hasarlarla ilgili uzun yıllardan yapılan yasal düzenlemelerin sektörü nasıl etkilediğini kaleme aldı. Keyifli okumalar dileriz..

Yenilen Pehlivan Güreşe Doymazmış

Yayınlanma Tarihi : 16 Ocak 2024

YENİLEN PEHLİVAN GÜREŞE DOYMAZ, PATRONLARA SORAR TEKRAR GÜREŞ TUTARMIŞ.

Zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlan ile ilgili olarak danıştay tarafından verilen
iptal ve yürütmesi durdurma kararları hakkında dört farklı karar var.

Geçmişte idare bu uğraşmaları sonucu çıkma parça, değer kaybı formülü, destekten mahrum kalma konularında oldukça çaba harcamıştı.

Genel şart değişikliği çabaları sonuç vermeyince hukuk hiyerarşisini geçte olsa öğrenmiş olmalı ki kanun değişikliğine gitme yolunu denedi.

İlk deneyiş;

6704 Sayılı 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (“Torba Yasa”) gibi masum kelimeler ile süslenerek 26/04/2016 tarihli ve 29695 sayılı Resmî Gazete ’de yayınlandı.

Bu kanun daha önce ilgili 90. madde “Maddi tazminatın biçimi ve kapsamı ile manevi tazminat konularında Borçlar Kanunun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır” şeklindeydi.

Bknz https://www.resmigazete.gov.tr/arsiv/18195.pdf

 6074 sayılı Kanun sonrası Madde 90’ şu şekli aldı.

“Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır”

 https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2016/04/20160426-11.htm

Tüm bu süreçte idare tarafından menfaatler;

Türkiye Sigorta Birliği (TSB) sigorta şirketleri lehine, vatandaş aleyhine olacak şekilde hareket ettiği görülmektedir. Tüm bu uygulamaların altında yatan niyet idarenin, sigorta şirketinin ödeyeceği tazminat borcunu genel şartları ile dilediği gibi evirip çevirip değiştirmesinde yatmaktaydı.

Anayasa mahkemesi bu değişikliğin pek çok maddesini iptal etti, sonra tekrar değişti , yine iptal etti.

Hatta 2. iptali 14/06/2023 de olduğundan sanırım depremin gölgesinde kaldı ve yeterince incelenmedi.

AYM tarafından verilen kararların tam metni için bknz;

https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/10/20201009-17.pdf

Bknz: https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2023/02/20230214-7.pdf

En son olarak idare Karayolları trafik kanunundan ümidini kesmiş olmalı ki;

5684 sayılı sigortacılık kanunun da “BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASI İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN” ile değişikliği gitti.

Tam metni için bknz:

https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2023/03/20230312-14.htm

“MADDE 21- 3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 11 inci maddesinin altıncı fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(6) Hasarın giderilmesine ve tazminatın ödenmesine yönelik olarak Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından usul ve esasları belirlenen sertifikasyon, takip ve denetim esaslarına uygun şekilde orijinale eşdeğerliği belgelendirilmiş parçalar ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından usul ve esasları belirlenen yeniden kullanılabilir parçaların kullanımına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenir. Motorlu taşıtlarda garantinin korunmasına ilişkin ilgili mevzuat hükümleri saklıdır.”

Takıntılı hale gelen çıkma parça veya kibarcası “yeniden kullanılabilir parça” anayasadaki mülkiyet hakkının ihlalidir.

Fakat anlamadılar veya anlatamadık.

Geniş bir giriş yaptıktan sonra KANUNDA İLK DEĞİŞİKLİĞE DÖNMEK İSTİYORUM.

Yer Ankara TBMM, plan bütçe komisyonu

  • Hazine Müsteşar Yardımcısı Ahmet Genç,
  • Sigortacılık Genel Müdür Vekili Gökhan Karasu,
  • Türkiye Sigorta Birliği Genel Sekreteri Mehmet Akif Eroğlu,
  • Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek.
  • Türkiye Barolar Birliği Temsilcisi Av. Ekim Ergün,
  • TSOF(Türkiye şoförler ve otomobilciler federasyonu ) temsilcisi Arkın Salih Miran .

İşte bazı konuşmalar;

Tam metni için ilk yirmi sayfa incelenebilir.

Bknz:

https://www5.tbmm.gov.tr/develop/owa/komisyon_tutanaklari.goruntule?pTutanakId=1559

HAZİNE MÜSTEŞAR YARDIMCISI DR. AHMET GENÇ

“Teşekkür ediyorum.

Bu maddeyle, 2918 sayılı Karayolu Trafik Kanunu hükümlerinin -zaten özel kanun olduğu için normal olan da budur- öncelikle uygulanması, orada hüküm bulunmayan hâllerde Borçlar Kanunu’na gidilmesini hükme bağlıyoruz. Buna vurgu yapmamızın nedeni şu:

Buna dayanarak biz biliyorsunuz genel şartlar çıkaracağız ve o genel şartlarda da hesaplama yöntemini standardize edeceğiz. Aksi takdirde her bilirkişiye göre veya her mahkemeye göre aynı “case”de bile ayrı ayrı hesaplamalar çıkabiliyor, farklı rakamlar çıkabiliyor.

Bunu standardize etmeyi amaçlıyoruz. Bu maddenin getirilişinin maksadı budur.”

TÜRKİYE BAROLAR BİRLİĞİ TEMSİLCİSİ AV. EKİM ERGÜN

Bir kişinin geliri vergilendirilmiş gelirinden hesaplanır. Vergilendirilmiş geliri yoksa eğer onun hesabında asgari ücret uygulanır.” diyor. Bir tıp fakültesi öğrencisi -yani hani taşradan göndermişiz, bin bir güçlükle okutuluyor- hiçbir geliri yok şu anda. Genel şartlara göre hesaplandığında bu asgari ücret üzerinden hesaplanır. Ve bir tarafta, atıyorum, 200 binlik bir tazminat çıkarken öbür tarafta 50 bin liralık bir tazminat çıkar. Şimdi, bu çocuğun ailesinin günahı ne? Hani, zar zor zaten yollanmış okutulmaya oraya yani hiçbir bir kusuru da yok, yolda yürüyen kişi, bir araba gidiyor ona çarpıyor, hiçbir kusuru yok ve asgari ücret üzerinden hesaplanıyor.

Buradaki yapılan şey sigorta şirketlerinin sorumluluğunu daraltmak.

… Ama mevcut bizim yürürlükteki uygulamamızda kanuna göre haksız fiilde gerçek zararı bulmak esas olduğu için Yargıtay gelen kararı bozar der ki: “Ya dönerci ustası bir asgari ücretle çalışmaz. Ey, hâkim bunun gerçek gelirini bul, ondan hesaplamaya çalış.” Biz, ise… Evet, standardize etmeye çalışmak çok iyi bir şeydir. Sigorta şirketleri önüne görebilir.

Bir kere, kanun yapma sistematiğinde bir idari işlemde yer almayan kısımda kanun uygulanır demek biraz tuhaf bir durumdur. Çünkü öncelikli olarak her zaman kanun uygulanır. Biz ise burada “Önce idari işleme bak ey hâkim, idari işlemde bu soruya cevap bulamıyorsan o zaman kanuna bak.” diyoruz, tersine çeviriyoruz. Oysa önce kanuna bakılır sonra idari işleme bakılır, ondan sonra uygulama bulmaya çalışılır. Bu konu, açıkçası, genel şartlar değiştiğinden beri -yani geçen senenin mayıs ayından bu yana bizim gündemimizde işin içinden çıkılması çok zor, gerçekten çok zor, çok boyutlu. Ülkede yaşayan herkesi ilgilendiriyor, sadece araç sahiplerini ilgilendirmiyor. Bu konuda bu hükümlerin nasıl uygulanacağına dair mümkünse bir Yargıtay üyesini dinlemek lazım. ”

TŞOF TEMSİLCİSİ ARKIN SALİH MİRAN

“… Biz bunun çıkmasını istiyoruz. Tabii ki değerli konuşmacıların eleştirileri ve düzeltilmesi gereken yönlerini de dikkatle takip ediyoruz ama bizim asıl beklentimiz, eğer kabul edilirse, bu primlerin yüksek olmasının en büyük gerekçesinin ortadan kalkmasıyla primlerin düşmesi ve şoför esnafının bir nebze de olsa rahatlamasını bekliyoruz efendim.

Saygılar sunarım.”

MEHMET GÜNAL (Antalya)

“… Yani kaldırdığınız maddenin… Örnek olarak söylüyorum, Ahmet Bey, yani o kadar çok şey kaldırıyorsunuz ki, 6 tane, 7 tane madde, bunun içinde tamamen sorumluluk var.

Bakın, şimdi, bir sorunu çözeceğiz derken başka bir sorun ortaya çıkarmayalım

….“Torbadaki Hukuk” kitabının alt başlığı “Kanun Eliyle Hukukun Katli” dedim. Yani kanun yaparken de insanların hakkını, dava açma hakkını, birtakım şeylerden tazmin isteme hakkını da elinden almayalım diyorum bir defa daha,…”

BÜLENT KUŞOĞLU (Ankara)

“…Hukuka uygun, kanun yazımına uygun olmadığını düşünüyoruz. (i) bendinde de “Bu kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleriyle tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler” diyerek Hazineye büyük bir şey veriyor, hem sorumluluk veriyor hem yetki veriyor. Aslında bunların kanunla belirlenmesi lazım. Madem bunlar tartışma konusu, Hazinede bürokrasiye bırakılmadan kanunla belirlenmesi gerekir. …“

 MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul)

 … Dünyanın başka yerlerinde de böyledir ve belki de liberal demokrasilerin en büyük çıkmazı da en büyük problemi de budur. Güçlü olanlar, lobisi olanlar, örgütlü olanlar bastırıyor ve yasalar onların çıkarları doğrultusunda düzenleniyor, zayıf olan kesimler bunlardan eziliyor.

Şimdi, bu yapılan düzenlemede de iki gündür buraya gelen temsilcilere bakıyorum, gene güçlü olanlar geliyor. Hatta, siz yanınızdaki bürokrat arkadaşı tanıtırken “Sigorta sektörüyle çok yakın ilişkileri var, bilgi sahibi.” falan dediniz, hatta ilişkilerden söz ettiniz. Yani, tabii olacak, onlar da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, sektör de Türkiye ekonomisi için çok önemli bir sektör ama güçlüler konusunda bilgiye sahip, garibanlar, burada etkilenecek üçüncü taraflarla ilgili çok fazla bir şeyleri yok çünkü onlar örgütlü değil, lobi oluşturacak bir güçleri de yok.

 Bayağı büyük bir kazanç sahibi olacaklar. Bunlardan küçük bir şeyde şeylerle anlaşıyor Otomobilciler Federasyonunun temsilcisi… Tamam, şoför esnafını temsil ediyorsunuz, kendi çıkarınızı düzeltiyorsunuz ama yani burada çok fazla çıkarınız filan da yok arkadaşlar, böyle bir garanti yok. Size bir belge mi verdiler sigorta primleri azalacak diye. Başka girdiler dolayısıyla, başka değişkenler dolayısıyla belki de azalmayacak. “

TÜRKİYE SİGORTA BİRLİĞİ GENEL SEKRETERİ MEHMET AKİF EROĞLU

“…Önce, müsaade ederseniz, genel bir açıklama yapmak istiyorum yani neden böyle bir şeye ihtiyaç duyduk? Çünkü sigorta şirketleri güçlü, zayıfa karşı böyle bir tahakküm söz konusu şeklinde bir algı oluşmasın. Trafik primi bizim en önemli primimiz. Yani toplam üretimimizin yüzde 25’i buradan geliyor, yaklaşık 6 milyar prim elde ettik ve inanın on yıldır trafik poliçesini sigorta şirketleri fonluyor sayın vekillerim. Yani zarar ediyoruz on yıldır, 7 milyar zararımız var ve her yıl sermaye artırıyoruz, artık dayanamadık ve bu yıl fiyatları artırdık. Yani “Neden bu yıl fiyatları artırdık?” diye sorarsanız bu yıl bizim trafik branşındaki zararımız bilanço zararına döndü yani biz on yıldır trafik branşında 7 milyar zarar ediyorduk ama bu yıl 550 milyon konsolide olarak sigorta sektörü bilançoda zarar etti. Biz, bu yıl 18 tane branşımız var, kasko var, yangın var, konut var, ticari ürünlerimiz var, diğer tüm branşlardan elde ettiğimiz gelirlerle trafiği fonlayamadık, her yıl fonluyorduk. Bizim illa her branştan kâr edelim diye bir kaygımız yok. Başka branşlardan kâr ederiz. Bakkal gibi düşünün, 3 tane üründen kâr ederiz, öbür ürünümüzü fonlarız. İlk defa bu yıl diğer branşlardan elde ettiğimiz kârlarla trafiği fonlayamadık. 544 milyon konsolide olarak zarar ettik.

Yani biz sigorta sektörü olarak bugüne kadar sadece halkımızı fonladık. Peki, sayın vekillerim, bunun sebebi ne? Biz sigorta şirketleri olarak devlet değiliz.

Biz anonim şirketiz, elbette ki kâr etmek isteyeceğiz ama kâr ederken de vatandaşımızı tabii ki istismar etmeyeceğiz…“

İBRAHİM MUSTAFA TURHAN (İzmir)

 “…öncelikle sigorta şirketine, orada sorun çözülmüyorsa tahkime, orada da çözülmüyorsa genel yargıya” şeklinde bir düzenleme olabilse keşke ama anladığım kadarıyla ona o uygun görülmemiş. Yani, uzman olmadığım için de çok ısrar etmek istemiyorum ama tahkimin de uygulamada yer alması bence son derece yararlı ve faydalıdır.”

 MEHMET BEKAROĞLU (İstanbul)

“…Hani uzun yıllar işte az devlet, çok toplum, çok piyasa filan, sürekli şekilde böyle uyardılar, işte devlet çok büyük, çok güçlü, bütün işte üretim, fabrikalar onun. Dolayısıyla devletin üretimden, piyasadan, ekonomiden çekilmesi gerekiyor, az devlet. Yani bu çok anlatıldı, yazıldı çizildi, liberal politikalar. Şimdi gördük ki aslında az devlet filan değilmiş, devlet bizim lehimize karar versin, güçlülerin lehine karar versin! Hâlbuki biraz evvel de ifade etmeye çalıştım, devlet gerçekten zayıf olan toplum kesimleri için vardır. Yani bilançolar, zararlar filan ama serbest piyasa, iyi. Serbest piyasa dediğiniz zaman hiçbir sesiniz çıkmıyor ama o piyasada bir tıkanıklık olduğu zaman hiç serbest piyasa filan demiyorsunuz, hemen devlete koşuyorsunuz ve -sadece sigortacıları filan söylemiyorum yani sermaye elinde olanlar, güçlüler için söylüyorum- devletin sizin lehinizde, sizin yanınızda yer almasını istiyorsunuz. Öyle bir düzenleme yapın ki işte mahkemeler çok genişlettiler bunu, mahkemeler geniş halk kesimlerinin lehine kararlar veriyor, bu bizim kârlarımızı azalttı, aman devlet baba gel, bizim lehimize kararlar al, dolayısıyla biz rahat edelim!

Böyle değil yani. Şimdi zorunlu trafik sigortası… Zorunlu trafik sigortası burada espri. Gerçekten üçüncü şahısları korumak için devlet, kamu lehine, geniş kitleler lehine sosyal devlet olarak bir şey yapıyor. Evet, taraflar var, sigorta şirketleri var, işte sigorta ettirenler var ama bundan zarar görecek,bu şeyden zarar görecek üçüncü kesimler de var, halk da var, sosyal devlet olarak halkımı korumak durumundayım.

Tabii, şimdi gelen listeye göre yaklaşık 16 milyon 238 bin 117 kişi zorunlu trafik sigortası poliçesi kestirmiş ama araç sayısı da

20 milyon civarında. Aradaki fark neden kaynaklanıyor, öyle de bir soru var.

 HAZİNE MÜSTEŞAR YARDIMCISI DR. AHMET GENÇ – Çoğunluğu traktör. “

BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) –

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Bütün değerli arkadaşlarımıza değerlendirmeleri için, tespitleri için teşekkür ediyorum, doğrusu ben de faydalandım.

,,,Dolayısıyla, bir kere, açık, net olarak buradan ifade edeyim, biz, bu yasa taslağından maksadımız, vatandaşın lehine bir sorun çözmedir, öbür türlü zaten bir düzenleme getirmezdik.

Şimdi, muallak yükümlülük meselesiyle karşı karşıyayız. Burada ciddi bir artış var. 2011’e kadar sistem çalışmış, Yargıtayın yorumuna kadar. 2011’den sonra muallak yükümlülükler yaklaşık 1,8 milyardan, bugün 7,5 milyar lira seviyesine çıkmıştır. Bunun da arka planında önceden öngörülemeyen, daha doğrusu sigortalanmayan rizikoların mahkeme kararlarıyla sigorta şirketlerine bir anlamda empoze edilmesi.

Bizim yaptığımız şey şu: Son derece şeffaf, standart bir tazminat hesaplama yöntemini getiriyoruz. Bu yöntemin getirilmesi, tazminatların aşağı ineceği anlamına gelmez. O konuda herhangi bir değerlendirme yapmak da doğru olmaz. Açık ve net olarak bizim öngörülebilirliği sağlamamız lazım.

Şimdi zarar ettikleri için prim artırıyorlar, prim arttığı için belki yarın öbür gün sigortasızlık sorunuyla karşı karşıya kalacağız arkadaşlar bakın. Çok ciddi primler yükseldiği zaman kayıt dışılık sorunuyla karşı karşıya geleceğiz, hiç kimse bu boyutuna mesela… Yani benim esas kaygım burası. Dolayısıyla burada ne sigorta şirketlerinin menfaatiyle ilgili bir konu… Zaten sigorta şirketlerinin menfaati, vatandaşın menfaati burada bir zorunluluk nedeniyle çakışıyor.”

 BAŞBAKAN YARDIMCISI MEHMET ŞİMŞEK (Gaziantep) –

“Yazımı noktasında, yazımı konusunda ben uzman değilim tabii ki, takdir edersiniz. Kanunlar…”

 BAŞKAN – Teşekkür ediyorum …

Değerli arkadaşlar, maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler… Etmeyenler… Kabul edilmiştir.”

SONRASINDA NE OLDU;

İlk sayfada belirttiğim üzere anayasa mahkemesi çoğu maddeyi iptal etti.

 BU KANUNDA ADI GEÇENLER NE YAPIYOR;

 Ahmet GENÇ, sorunları patronlara sorması ile bilinen sigortacılık emektarı şimdilerde Türk Reasürans yönetim kurulu üyesi,

Gökhan KARASU, sigorta tahkimde hakemlik yapıyor,

-Mehmet Akif EROĞLU, sigorta şirketleri meslek teşekkülü Türkiye Sigorta Birliğinde Genel Sekreterliğinden sonra Türkiye motorlu taşıt bürosu, son olarak ta Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nda görev aldı;

(“Kurul Başkan ve üyelerini” sınavsız doğal sigorta itiraz hakemi yapan 07.06.2023 tarihli ve 32214 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına dair Yönetmelik sonrasında istifa etti.)

Dava dilekçesi için bknz:

https://d.barobirlik.org.tr/2023/20230904_dilekce.pdf

– Mehmet ŞİMŞEK, şimdilerde Hazine ve Maliye Bakanı,

Av. Ekim Ergün, Türkiye barolar birliği temsilcisi olarak anayasa mahkemesinde dava takiplerini yaptı, devam ediyor.

Arkın Salih Miran -TSOF(Türkiye şoförler ve otomobilciler federasyonu ) temsilcisi bu görüşmelerden 6 ay sonra kalp krizi sonrası aramızdan ayrılmıştır.

Bu vesile ile kendisine Allah tan rahmet yakınlarına sabır dilerim.

Sigortacılık güven işidir.

Kazasız belasız iyi sürüşler dilerim.

Saygılarımla,

Murat Ersoydan

Sigorta Eksperi
İzmir Adli bilirkişi

muratersoydan@gmail.com

www.ersoydan.com.tr

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir