TÜRKİYE SİGORTA BİRLİĞİ – 2. ULUSLARARASI SİGORTA ZİRVESİ SONUÇ BİLDİRGESİ
12. Sigorta Haftası kapsamında Türkiye Sigorta Birliği (TSB) tarafından organize edilen 2. Uluslararası Sigorta Zirvesi 25-26 Eylül 2023 tarihinde yoğun bir katılımla İstanbul’da gerçekleştirildi. İki gün boyunca yakın bir geçmişte yaşadığımız deprem felaketinin ve doğal afet
risklerinin sigorta sektörüne etkileri yerli ve yabancı uzmanlar tarafından tartışıldı.
Doğal afetler, toplumlar için büyük çaresizliklere yol açarken, afetlere karşı nasıl mücadele edileceği ve sigorta sektörünün rolü, son derece önemli hale gelmektedir. Özellikle 6 Şubat’ta yaşanan büyük depremler, hem ülkemiz hem de sigorta sektörü için afetlerle başa çıkmada sigorta sektörünün önemli bir işlevi olduğunu göstermiştir. Bu deneyimler, sigorta sektörünün afetlerle mücadeledeki önemini vurgulamaktadır.
Doğal Afet Sigortaları Kurumu (DASK), dünya çapında bir model oluşturarak sivil risklerin deprem felaketlerine karşı korunmasını sağlamıştır. Zorunlu Deprem Sigortası’nın yanı sıra sigorta şirketleri tarafından sunulan deprem teminatlı sigorta poliçeleri, yaşanan deprem felaketinin etkilerini hızla hafifletmeye çalışmıştır. Ancak, Türkiye genelinde hem Zorunlu Deprem Sigortası hem de diğer sigorta alanlarında hala istenen düzeye ulaşılamamıştır. Bu durum daha fazla çaba göstermeyi gerekmektedir.
Ülkemizde 73 sigorta, emeklilik ve reasürans şirketini bünyesinde bulunduran TSB’nin, sadece şirketlerin değil aynı zamanda Türkiye’de sigorta ekosisteminin sorumluluğunu taşımaktadır. Güçlü bir sigortacılık sektörü, ülkenin genel ekonomik gücünü önemli ölçüde artırabilir. 2023 yılının ilk altı ayında sigorta sektörümüz, 211 milyar TL prim üretimi ve 90 milyar TL hasar ödemesi gerçekleştirmiş olup, GSYİH’nın 24 katı kadar bir teminatı sigortalılarına sunmuştur. Son dönemde ülkemizde sigorta primlerinin GSYİH’ye oranının %1,9’a çıkmış olması sevindirici bir gelişmedir.
Ayrıca, Bireysel Emeklilik Sistemi (BES), 658 milyar TL’nin üzerinde fon birikimi ile ekonomiye önemli bir katkı sağlamaktadır. Orta Vadeli Program’da (OVP) yer alan tamamlayıcı emeklilik sistemi, katılım sigortacılığı, doğal afetlere karşı daha fazla sigorta güvencesi sunulması ve bina tamamlama sigortası gibi konular da sektör için önem arz etmektedir.
Sigorta sektörünün öncelikli gündem maddeleri; sürdürülebilirlik ve paydaşlara değer katan bir sektör oluşturmaktır. Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) tarafından piyasa disiplinini korumak amacıyla çeşitli uygulamalar hayata geçirilirken ve sektörün kronik sorunlarına yapısal çözümler aranmaktadır. Trafik sigortalarında serbest tarifeye geçiş hedeflenmektedir, ancak sistemi düzenlemek için havuz sistemi sürdürülmesi taraflar açısından önemlidir. Ayrıca, beklenen Marmara depremine hızlı bir şekilde hazırlık yapma gerekliliği çok önemlidir. Kobilerin sigorta kullanım oranları oldukça düşüktür, bu yüzden özellikle Kobilerin sahip olduğu sigorta ürünlerinin artırılması gerekmektedir. Güçlü bir sigorta sektörü için öz kaynaklarını artırmaya yönelik çalışmalar son derece önemlidir.
İklim değişikliği nedeniyle oluşan katastrofik riskler dünya genelinde ciddi hasarlara yol açmaktadır. Bu nedenle afet sigortasını içeren afet yönetimi yol haritası büyük bir öneme sahiptir. Ekonomide yaklaşık olarak %5’lik bir paya sahip olan sigorta ve özel emeklilik sistemi, rakamsal büyüklüğün ötesinde bir görevi yerine getirmektedir. DASK kapsamındaki sigortalı sayısı 11.7 milyona ve payı da yaklaşık %59’a ulaşmıştır. DASK poliçesinin diğer afetleri de kapsayacak şekilde genişlemesi söz konusudur. Ayrıca Uzun Süreli Bakım Sigortası (Sağlık Sigortası) ile yapı sigortalarının da geliştirilmesi hedeflenmektedir.
Depremlerin yarattığı tahribat ve deprem sonrasında tazminat ödemelerinin hızlı bir şekilde yapılması sigorta sektörü için önemli bir husus olmaktadır. Bu noktada sigorta şirketlerinin tazminat taleplerini hızlı ve doğru bir şekilde yanıtlayabilmeleri önemlidir. Nitekim sigorta
sektörümüz ve DASK 6 Şubat’ta yaşadığımız deprem felaketinden sonra hızlı bir şekilde hasar ödemelerini yapabilmiştir. Bu durum iş sürekliliği ve sürdürülebilirlik açısından sigorta sektörüne olan güveni arttırmaktadır.
Doğal afetler konusunda en temel konulardan biri de kamu özel sektör iş birliğidir. Afetlerin boyutları açısından meydana gelen hasarı sadece kamu kaynakları ile gidermek günümüzde olası değildir. Bu nedenle afetlerin sonrasında kamu ve özel sektör iş birlikleri oldukça önemlidir. Öncesinde de kamu desteği ile sigortalı sayısını arttırmak, olası bir afet sonrasında kamunun üzerindeki yükün hafiflemesini sağlayacaktır. Yurt dışı örneklerinde olduğu gibi insanları sigorta yaptırmaya teşvik etmek için konut sigortası yaptıranlara emlak vergisinde ufak bir indirim yapmak bu durum için örnek olarak verilebilir. Ayrıca ticari işletmelerde sigortalı işletme sayısını arttırmak için zorunlu sigorta uygulamaları gibi uygulamalarda yapılabilir. Sigorta sektörü için gerek bireyler gerekse de kurumlar için koruma eksikliği oldukça önemli bir konudur. Koruma eksikliğini azaltmanın en etkili yolu ise sigorta penetrasyonunu arttırmaktır. Bu sayede doğal afet risklerine karşı kamunun karşı karşıya kalabileceği yük azalacaktır.
Afetlere karşı dirençli olmak diğer önemli bir konu başlığıdır. Sigortacılar; hangi bölgelere, hangi tarz binaların yapılacağını tespit etme hususunda kamu otoritesine destek olabilir. Kamu otoritesi hangi seviyede bir dirençliliğe ihtiyaç olduğunu tespit edip, ona göre hareket edebilir. Test yapmak ve risk gerçekleşmeden önce de ne yapacağımıza karar vermek risk yönetimi açısından oldukça önemlidir.
Sigortacıların, felaketlerin etkilerini azaltma rolü bulunmaktadır. Afetlerden sonra yapılan ödemeler insanları, işletmeleri ayağa kaldırmakta ve iş sürekliliği sağlamaktadır. Yapılan çalışmalar felaket öncesi yapılan her 1 dolarlık yatırımın, felaket sonrası yapılan her 5 dolarlık harcamayı engellediğini ortaya koymaktadır. Sigorta şirketleri deprem riski, sel riski vb. risklerin yüksek olduğu yerleri tespit ederek, neler yapılması gerektiği tespit edebilirler. Hangi bölgelerin yüksek riskli olduğu konusu ile ilgili sigortacılar kamu otoritesini uyarabilir. Dünyada finansal dirençlilik üzerine çalışmalar yapılmaktadır. Ancak yine önemli bir konu olan fiziksel dirençlilik üzerinde çalışmalar yapılmalıdır. Sigortacılar, finansçılar, hükümet, belediye, inşaatçılar hep birlikte yatay bir şekilde çalışarak sigortacıların risk anlayışını ve uzmanlığını göz önünde bulundurarak iş birliği yapmalıdır.
Doğal afetler veya afetler riskini (iklim değişikliği dahil) yönetmek ve transfer etmek dünyadaki tüm ülkeler için kamu politikası sorunu olarak değerlendirilebilir. Bu noktada güvence mekanizmasının sürdürülebilir olması, büyük ölçekli olması ve aynı zamanda ekonomik olması önem arz etmektedir. Bu bağlamda sigorta sektörünün en önemli görevi risk transferini yapmaktır. Sigorta sektörü risk transferi yaparken, kamu ile de iş birliği yapması doğal afet risklerinin etkin yönetilmesi açısından çok önemlidir.
Sigorta sektörü ile kamu iş birliği üç başlıkta toplanabilir: 1. Veri, verinin toplanması ve denetlenmesi. 2. Sigortanın mal varlığı olan herkese ulaşabilmesi 3. Kamu otoritesinin sigortalının haklarını koruması için yasal mevzuat yapması ve sigorta sektörünü destekleyerek, sektörün önündeki engelleri kaldırması olarak söylenebilir. Reasürans, doğal afet risklerinin sigorta sektörü tarafından güvence altına alınması için olmazsa olmaz hususlardan biridir. Ancak hem ülkemizde hem de dünya çapında yaşanan doğal afetler nedeniyle reasürans kapasitesi bulmak zor olmakla birlikte, uygun fiyata reasürans kapasitesi bulmak daha büyük bir zorluktur. Devletin bu noktada desteği hem reasürans kapasitesi bulmak hem de uygun fiyatlı olması açısından oldukça önemlidir. Dağıtım kanallarında bulunan tüm paydaşların (acenteler, brokerler, vb.) teminatları insanlara çok iyi anlatmalıdır.
Deprem başta olmak üzere doğal afet risklerini yönetmede parametrik sigortalar önem arz etmekte. Sigorta ürünlerine sadece erişilebilirlik değil aynı zamanda ürünlerin makul fiyatlı olması da lazım. Dijital dönüşüm afet hasarları sonrasında süreci hızlı ve etkin bir şekilde yönetmek için önemli bir konu. Doğal afet riskleri konusunda proaktif olmak ve süreci şeffaf bir şekilde yürütmek konunun tüm paydaşları açısından önemli bir husus. Ayrıca olası deprem ve diğer doğal afet risklerine karşı acil eylem planlarını oluşturmak önem arz etmektedir.
Doğal afet risklerine karşı reasürans kapasitesini değerlendirirken üç kritik aşama bulunmaktadır:
Modelleme Aşaması: Doğal afet risklerini anlamak ve yönetmek için doğru matematiksel modellerin kullanılması gereklidir. Bu modeller, piyasa brokerleri ile iş birliği içinde geliştirilmelidir.
Risk İştahı ve Kapasite: Bir sigorta şirketinin doğal afetlere karşı risk taşıma isteği (risk iştahı) ve gerçek kapasitesi, bu riskleri etkili bir şekilde yönetme yeteneğini belirler.
Proaktif Yaklaşım: Kapasite yönetimi açısından proaktif olmak önemlidir. Yani, riskleri önceden değerlendirip bu risklere karşı gerekli kapasiteyi oluşturmak, doğal afetlerin etkilerini minimize etmek açısından kritik bir adımdır.
Bu aşamalar, doğal afet risklerini daha iyi anlama ve etkili bir şekilde yönetme amacını taşımaktadır.
Deprem riskine karşı dirençlilik oldukça önemli bir konudur. Direnç oluşturabilmek için bazı temel bileşenler bulunmaktadır.
Bilinç ve Farkındalık: Deprem riskini anlama ve farkındalık oluşturma önemlidir.
Sigorta: Sigorta, deprem sonrası maddi kayıpları azaltmada kritik bir rol oynar.
Güçlü Sigorta Sektörü: Sağlam ve iyi işleyen bir sigorta sektörü, hızlı tazminat ödemeleri ve risk yönetimini destekler.
Sivil Koruma: Hem finansal kapasite hem de risk gerçekleştiğinde etkilenen bölgelere yardım edebilecek bir sivil koruma yapısına ihtiyaç vardır.
Depreme Dirençli Yapı ve Altyapı: Deprem dirençli şehirler ve altyapılar kurmak, riskleri minimize etmede temel öneme sahiptir.
Bu bileşenler, deprem risklerini daha etkili bir şekilde yönetme ve toplumları daha güvende tutma amacını taşımaktadır.
Deprem riskine karşı dirençli, güvenli şehirler oluşturmak ve riskleri doğru yönetebilmek için sigorta sektörünün kullanabileceği potansiyel bazı araçlar; Afet sigortası, Mesleki sorumluluk ve Bina tamamlama sigortası, Bina güçlendirme odaklı risk transfer ürünleri, Doğal afet bonoları ve Parametrik sigorta ürünleri şeklinde sayılabilir. Bu nokta veri toplama sistemlerinin ileri teknoloji kullanılarak geliştirilmesi ve afet müdahale sistemleri de sigorta sektörüne deprem risklerini yönetme hususunda destek olabilecek hususlardır.
6 Şubat tarihinde yaşanan Kahramanmaraş merkezli iki büyük deprem ile doğal afetlere yönelik risk algısı ve hassasiyeti artmıştır. Bu durum, özellikle deprem ile ilişkili sigorta branşları başta olmak üzere, sigortacılığa yönelik farkındalığı da artırmıştır. Toplumda artan farkındalık aracılığıyla, deprem öncesi ve sonrası süreçler için tespit edilen ihtiyaçlara yönelik önerilecek yeni reform maddeleri ile hem sigorta sektörünün etki alanının hem de ülke için yaratacağı katma değerin artacağı değerlendirilmiştir. Bu bağlamda, ekosistemde yaratılacak sinerjiler ile bu reform maddelerinin hızlıca hayata geçirilebileceği öngörülmektedir. Bu doğrultuda, sektör ihtiyaçlarının tespit edilmesini takiben belirlenecek inisiyatifleri, karar vericilerin ajandalarına uygun zamanda dahil etmeyi hedefleyen bir çalışma ile politika belgesi ve yol haritası oluşturulması amaçlanmaktadır.
25-26 Eylül 2023 / İstanbul